BiZi İzlemeye Devam Edin YeNiLiKLeRe HaZiR Olun
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.


YaReBiRSöZ FoRuM Ve RaDio HeRSeY BiZ De YaRDiMLaRiNİZi BeKLiYoRuZ..
 
AnasayfaAramaKayıt OlGiriş yap

 

 Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
C¤ PaTRoN C¤

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 32
Nerden : CORUM

Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ? Empty
MesajKonu: Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ?   Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ? Icon_minitimeC.tesi 3 Ekim 2009 - 21:22

EBEVEYN OLMAYA BEŞ ADIM



Anne baba olmak veya olmaya karar vermek içgüdüsel bir davranış olduğu kadar düşünülmesi ve doğru zaman için karar verilmesi gereken bir davranıştır. Bazıları kendileri için doğru zaman olduğunu birden hissederler. Bazıları için ise bu o kadar kolay değildir. Onlar yeni bir insan ve yeni bir hayat için gerekli sorumluluğu en doğru şekilde taşıyıp taşıyamayacaklarını düşünürler.
Sevmek, eğitmek, öğretmek, paylaşmak, O acı çektiğinde acı duymak, aylarca gecenin bir yarısı onun için uyanmak, sosyal hayatınıza bir süre ara vermek ya da değişiklikler yapmak..... ne muhteşem bir şey değil mi? Ana baba olmak bize hayatı öğreten bir şey ve belki de hayatımız boyunca alacağımız en büyük sorumluluk.

Adım 1: İyi Arkadaş, iyi eş iyi aile olabilmek
Sevgi dolu bir ilişki; çocuğunuzla paylaşacağınız ve onun en çok ihtiyaç duyacağı şey bu. Para, düzen, işiniz ve çocuğun hayatınızda yapacağı diğer tüm değişiklikler bundan sonra gelecek. Çocuğunuza karşı taşıdığınız en büyük sorumluluk ona sevgi dolu bir aile ortamı sunabilme ve onunla iyi bir arkadaşlık kurabilmenizdir.

Adım 2: Kendinizi daha iyi tanımalı ve kendinizi daha fazla sevmelisiniz
Öncelikle kendinizi tanımalı, kendinizi sevmeli ve bu hayat yolculuğunda artık başka birine yardım etme ve yol gösterme işine hazır olduğunuzu hissetmelisiniz. En önemlisi de yeni bir hayat arkadaşı ile paylaşacağınız o sevgiyi içinizde duymalısınız.

Adım 3: Finansal durumunuz elverişli mi?
Çocuklarımıza eşyaları değil, kendimizi ve sevgimizi sunmalıyız. Bir çocuk sahibi olabilmek ve onu büyütebilmek için finansal durumunuzun iyi olması gerekmekle birlikte, acil durumlar için yeteri kadar sevgiye sahip miyiz? Lüks bir ev, iki Cherokee jeep ve bir yat her acil durumda işe yaramayabilir.

Adım 4: Espri anlayışınız
En önemli şey; çocuğunuz kedini diş macunu veya jöleye buladığında, aynanıza rujunuzla yazılar yazdığında, halılarınıza, koltuk takımlarınıza yepyeni desenler
eklediğinde buna gülebilmektir. İnanın böyle durumlarla sık karşılaşacaksınız ve böyle zamanlarda espri anlayışınız dışında hiç bir şey size yardım edemez.

Adım 5: Dört evetiniz varsa artık hazırsınız!
Yukarıdaki dört yaklaşıma da tamam cevabı veriyor başınıza gelecekleri varoluşun değişmez kuralları olarak görebiliyorsanız, beklemenize gerek yok. “Just do it!* Tüm bunları sizinle paylaştıktan sonra siz kendinizi hazır hissetmeseniz bile biz iyi bir anne baba olacağınıza inanıyoruz. Zaten hiç tecrübe etmediğiniz bir şey için hazır olup olmadığınızı nasıl bilebilirsiniz ki? İnanın bunu bilmeniz için denemeniz gerekli.



HAMİLELİK ÖNCESİ GÖZDEN GEÇİRMENİZ GEREKENLER



Anne ya da baba olmak, hayatınızın akışını değiştirecek büyük bir olaydır. Hamile kalmadan önce yapacağınız bazı planlar ve değişiklikler sayesinde, daha sağlıklı bir hamilelik geçireceğiniz muhakkaktır. Sağlıklı bir yaşam tarzı, siz ve bebeğiniz üzerine büyük ve olumlu etkiye sahiptir. Hamileliğin planlı olması sizi ileride olacak olaylara hazırlamaya yardımcı olur ve karşılaşacağınız zorlukları daha kolay, bilinçli bir şekilde atlatmanızı sağlar. Hamilelik öncesi iyi bir sağlık bakımının yapılması bütün hamileliğiniz boyunca size yardım edecektir. Bir çok kadın hamile kaldığını birkaç hafta geçmeden bilmemektedir. Bu ilk haftalar, fetus için en kritik dönemlerdir. Zira organlar bu dönemde oluşur. Sigara, alkol ve bazı ilaçların kullanılması bebeğin normal gelişimini engeller. Hamile kalmayı düşünüyorsanız en az 3 ay öncesinden bir doktora danışmanız, size yol gösterilmesi ve bilgi verilmesi açısından önemlidir.

Sağlığınız ve vucudunuz hamile kalmaya uygun mu?


Hamileliğiniz öncesinde jinekologunuzla bir görüşme yapın. Bu sizin için genel bir kontrol açısından harika bir fırsat olacaktır. Bu görüşmede değişmesi gereken alışkanlıklarınız varsa bunları ele alabilir ve yeni düzenlemeler yapabilirsiniz. Ayrıca yüksek tansiyon ve aşırı kilo gibi problemleriniz için gerekli tedavilere başlayabilirsiniz. Unutmayın eğer obesite(aşırı şişmanlık)ve yüksek tansiyon gibi problemleriniz varsa riskli guruptasınız demektir ve bunları kontrol altına almak için gerekenleri bir an önce yapın. Aşırı şişman kadınlar, yumurtlamaları düzenli olmadığından kolay hamile kalamamaktadırlar. Eğer kalırlarsa bu kez diyabet ve yüksek tansiyon onları beklemektedir. Ayrıca bu kadınların bebeklerinin de normalden iri doğma riski yüksektir, bu da beraberinde doğum yaralanmalarını ve zorunlu sezaryeni getirir.Yüksek tansiyonu olan annelerde ise düşük doğum ağırlıklı ve prematüre bebek doğurma riski yüksektir. Bunlara ek olarak hamilelikte çok ciddi bir problem olan Plasenta Abruption yani plasentanın bebek doğmadan önce rahimden ayrılması ve önden doğması riski yüksektir.Bütün bu riskleri tespit edip tedbirlerinizi alarak hamileliğinize daha sağlıklı başlayabilir ve sağlıklı bir çocuk sahibi olabilirsiniz

Kilonuz ne durumda?
Düzenli bir egzersiz programı takip edin ve bir diyetisyen ile uygun bir diyet programı hazırlayın. Bu hamilelik öncesi bebeğiniz için yapacağınız en önemli şeylerin başında gelmektedir. Uygun bir kilonun sağlanması iyi bir sağlık açısından önemlidir. Hamile kalmanızın en az 6 ay öncesinden boyunuzun kilonuzla orantılı bir düzeyde kalmasını sağlamalısınız. Hamilelik sırasında yüksek kilo annede yüksek tansiyon ve şeker hastalığına sebep olabilmektedir. Aşırı şişmanlık gebelik sırasında kalp için ek bir yüktür. Normalden düşük kilo ise bebeğin gelişimini engellemekte ve düşük tartılı bebekler doğmasına sebep olmaktadır.

Sizin yada eşinizin ailesinde kalıtsal bir hastalık var mı?
Bazı kalıtsal hastalıkların belirlenmesi ve yaşınıza aile geçmişinize bakılarak size genetik danışmanlık verilmesi açısından önem taşır. Genetik danışmanlık çiftlerin genetik hastalıklı bir çocuğa sahip olma şansı hakkında bilgi verir.

Kronik bir hastalığınız var mı?
Hamilelik vücudunuza yeni yükler yükleyeceği için, normalde kontrolünüz altında olan sağlık problemleriniz tekrar sorun çıkarabilir. Eğer bazı özel tıbbi durumlarla karşı karşıyaysanız, hamile kalmadan önce kontrol altına alınmalı ve hamileliğiniz boyunca bu kontrolleri sürdürmelisiniz.

Bazı önemli sorular şunlardır:
Şeker, yüksek tansiyon, sara nöbeti gibi rahatsızlıklarınız var mı?
Kansızlık rahatsızlığınız var mı, şu an buna yönelik şikayetleriniz var mı? (Halsizlik, Çarpıntı, Solukluk, Çabuk yorulma)
Hiç ameliyat geçirdiniz mi?
Herhangi bir şeye karşı alerjiniz var mı?

Daha önceki gebelikleriniz olduysa nasıl geçti?
Geçmiş gebelikleriniz ve varsa bunlarla ilgili komplikasyonlar da önemlidir. Çünkü sorunlar tekrar yaşanabilir. Özellikle daha önce düşük yapan kadınlar yeniden hamile kalırken endişe taşırlar. Gerçekten de daha önce yapılan düşükler; düşük tartılı bebek doğum riskini ve erken doğum riskini arttırmaktadır.Bu noktada önemli olan kendi kendinize endişe etmektense bir hekimin de yardımıyla birlikte kontrollü bir hamilelik geçirmenizdir.

Kullandığınız ilaçlar var mı?
Aspirin, alerji ilaçları (anti histaminikler), diyet tabletleri, doğum kontrol ilaçları gibi günlük ilaçlar sorgulanacaktır. Bazı ilaçlar fetusu etkilemektedir ve hamileliğiniz boyunca alınmaması gerekir. Örneğin bu günlerde akne tedavisi için yaygın olarak kullanılan Retinol (Retinoik asit, vitamin A türevi bir ilaç)bebekte doğumsal sakatlıklara neden olmaktadır ve ilaç tedavisi kesildikten sonra en az 6 ay hamile kalınmaması gerekmektedir. Sakinleştirici ilaçların ve ağrı kesicilerin kullanımının da doktora danışılması gerekir.

İşinizde gebeliğiniz açısından bir risk var mı?
Sizin veya eşinizin işinde radyasyon , kimyasallar , kurşun yada anestetik maddelere maruz kalma söz konusu ise bu hem hamile kalma şansınızı hem de bebeğinizi riske sokabilir. Hamile kalmadan önce bu konuda işveren den veya işyeri doktorundan bilgi almak önemlidir.

Kızamıkçık aşısı oldunuz mu?
Kızamıkçık (rubella) hastalığı bebeğin iç organlarının geliştiği erken gebelik döneminde bebekte önemli bozukluklara neden olabilir(sağırlık,körlük, beyin gelişiminin engellenmesi...). Bu nedenle hamileliğe karar verdiğinizde doktorunuza başvurup bu hastalığa karşı bağışıklığınız bulunup bulunmadığını bir kan testi ile öğrenmelisiniz. Eğer bağışıklığınız yoksa doktorunuz aşınızı yapacaktır. Kan testini gebeliğinizden en az 3 ay önce yaptırmalısınız.
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
C¤ PaTRoN C¤

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 32
Nerden : CORUM

Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ? Empty
MesajKonu: Geri: Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ?   Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ? Icon_minitimeC.tesi 3 Ekim 2009 - 21:23

Yapılması gereken diğer testler
Hamilelik öncesi özellikle sosyal risk taşıyan annelerin AIDS için ELİSA testini yaptırması önemlidir. Bu anne adayını kesinlikle korkutmamalı ve rahatsız etmemelidir. Ayrıca daha önce yüksek riskli davranış öyküsü olsun olmasın tüm hamilelere AİDS testi önerilmesi gittikçe kabul gören bir yaklaşımdır. Bunun yanı sıra Hepatit-B testinin yapılması, sonuca göre bebeğin doğduğunda aşı ve tedavisinin yapılması da önemlidir. Özellikle Hepatit-B taşıyıcısı olduğunu bilen anneler, bebeklerine zarar vermemek için muhakkak doktora danışmalıdırlar. Bazı hepatit taşıyıcılarından (belirli bazı antijenleri olan) doğan bebeklerde enfeksiyon riski yüksektir ve bu bebeklere doğumdan sonra 12 saat içerisinde Hepatit-B aşısı ve immunoglobulin tedavisi yapılması hemen her zaman enfeksiyonu önler. Bunlara ek olarak anne ve babanın hamilelik öncesinde kan guruplarının bilinmesi, eğer bir kan uyuşmazlığı söz konusu ise hamileliğin özel olarak takip edilmesi, anneye doğumdan önce gerekli aşının (rho-gam) yapılması bir sonraki hamilelikte tehlikeyi önleyecektir. Eğer bu annenin ilk hamileliği değilse ve anne ile baba arasında kan uyuşmazlığı varsa ve de anneye ilk hamileliğinde gereken aşı yapılmamışsa o zaman annenin kanında ilk gebeliğinde antikor oluşup oluşmadığına bakılması ve doğumun daha özel şartlarda planlanması uygun olur.





HAMİLELİK ÖNCESİ BESLENME PROGRAMI



Bir aile olmaya karar verdiğiniz anda yapacağınız bir sağlıklı beslenme programı, gelecekte hiç şüphesiz çocuğunuza faydalı olacaktır. Sağlıklı beslenmek çocuğunuz doğmadan önce onun için yapacağınız en önemli şeydir ve inanın onun için güzel bir oda hazırlamaktan çok daha faydalıdır.İdeal olarak hamile kalmadan en az 3ay-1yıl önce beslenme durumunuz en iyi durumda olmalı. Ne çok zayıf ne de çok kilolu olmalısınız. Unutmayın hamilelik diyet için uygun bir zaman değildir.

Hamilelik öncesi besin deponuzun en iyi durumda olması için günlük tüketmeniz gerekenler:
• 2-3 kez kalsiyumdan zengin besin(yağsız süt,peynir, yoğurt)
• 7 öğün sebze ve meyve. Araştırmalar göstermiştir ki folik asit bebekte meydana gelebilecek nöral tüp hasarlarını(omuriliğin kılıfının tam oluşmaması) önlemektedir. Folik asit ise ıspanak, brokoli, ve koyu yeşil sebzelerde bulunmaktadır. Ayrıca C vitamini yönünden zengin olan turunçgiller, kiwive yeşil sebzelerden faydalanmanız gerekir.
• En az 2 öğün yüksek proteinli gıdalar almalısınız(balık, beyaz et, yumurta gibi..)
• Bol su için ve sıvı alın

Sağlıklı bir diyet ile beraber vitamin ve mineral desteği de almanızda fayda var. RDI’nın (uluslar arası tavsiye edilen doz) %100-150’si kadar vitamin ve mineral almalısınız. Ayrıca aldığınız bu takviyenin 400 mikrogram folik asit ve 18 mg demir içerdiğinden emin olun. Çalışmalar göstermiştir ki bu ek vitamin ve mineraller doğum kusurlarını ve bebek anomalisi oluşma sıklığını en aza indirmiştir. Eğer kalori alımınızı çok arttırmazsanız hamilelik için gereken demir miktarını depolamanız zor olacaktır. Bu nedenle demir takviyesi alımı önemlidir. Unutmayın ki demir eksikliği vajinal kanama, düşük doğum ağırlıklı bebek, hamilelik ve doğum sonrası aşırı yorgunluk sebebidir.Yalnız dikkat edilmesi gereken kritik bir nokta vardır. Bazı vitaminlerin yüksek dozda alındığında zararlı olabilir. Özellikle yağda eriyen vitaminler vitamin A ve D fazla alındığında bebekte doğum kusurlarına yol açabilir. Bu nedenle RDI’nın %100-150’sini geçmemelisiniz.



NE KADAR ZAMandA HAMİLE KALABİLİRİM?



Çiftler genelde hamile kalmamak için büyük çaba sarf ederler ve çeşitli yöntemlere başvururlar. Ancak bir bebek sahibi olmaya karar verdikleri an şaşırtıcı gerçekle karşılaşırlar. Bu şudur; aslında bir aylık adet periyodunda hamile kalabileceğiniz zaman 4 gün kadar kısa bir zaman dilimidir. Bu kısa zaman dilimi döllenmeye hazır olgun bir yumurtanın yumurtalığınızdan atılarak tüplerden rahme geçişine kadar olan zaman dilimini kapsar. Eğer bu 4günlük kısa dönemde yumurta döllenmezse adet kanamanız başlar.

Bu sebepten dolayı hamilelik şansınızı arttırmak için tam bu kısa yumurtlama döneminde ilişkiye girmeniz gerekir. Peki siz bu döneminizi nasıl belirleyebilirsiniz? Bunun için değişik metotlar vardır. İlk olarak adet günlerinizin tarihini kaydederek kendi adet takviminizi oluşturabilirsiniz. Özellikle düzenli adet gören hanımlarda bu çok işe yaramaktadır. Normalde kadınların adet dönemleri 24-36 gün arasında değişmektedir. Bir sonraki adet döneminin tahmini başlangıcından 14 gün evveline gidildiğinde iki gün öncesini ve iki gün sonrasını alarak bu dört günlük zaman dilimini bulursunuz. Bu dört gün içinde bulunduğunuz adet döneminin ortalarına denk gelir.

Doğum kontrol yöntemi kullanmayan ve haftada 2-3 kez düzenli ilişkiye giren çiftlerin ilk yıl içinde hamilelik başarı oranları %80’dir.%10-15’i ise ikinci yılda başarıya ulaşırlar. Ancak ilk bir yıl içinde hamile kalamayanların kısırlık açısından tetkik edilmesi doğru olur.



KISIRLIK



Dünyanın her yanında altı çiftten birinin hayatlarının bir döneminde kısırlık problemi yaşadıkları tahmin edilmektedir. Bunun, kadınlar ve erkeklerde ortaya çıkış oranı ise hemen hemen aynıdır. Hem kadınlar, hem de erkekler için tedavi seçenekleri, teşhis edilen kısırlık tipine göre değişkenlik göstermektedir. Düzenli seks yapan 20´´li yaşlarındaki normal üreme yeteneğine sahip bir çiftin her ay dörtte bir gebelik şansı vardır. Bu, bir bebek yapmaya çalışan on çiftin yaklaşık dokuzunun bir yıl içinde gebelikle karşılaşacağı anlamına gelmektedir. Ancak, bu on çiftten biri gebelik elde edemeyecek ve tedaviye gerek duyulacaktır. Doktorlar genellikle en az bir yıllık denemeden sonra gebe kalamama durumunu kısırlık olarak tanımlarlar. Bu da bize gösterir ki yeni evli çiftlerin bir kaç ay içerisinde hamilelik oluşmadığında endişe duymaları gereksizdir. Bu çiftlerin %93 ü ikinci yıl sonunda gebe kalabilmektedir
Alkol, sigara, dış etkenlerle günümüzde özellikle erkeklerde sperm oranları etkilenmekte ve bu sebepten olan kısırlık vakaları önem kazanmaktadır. Kadının ileri yaşı ile de gebe kalabilme şansı düşer, bu özellikle 39 yaş sonrası belirgindir. 40 yaş sonrası gebe kalabilme şansı%60 düşer ve oluşan gebeliklerde %50 düşük ile sonuçlanır. Tüm bunların yanında

• AŞIRI KİLO
• AŞIRI EGSERSİZ
• KANSER TEDAVİ IŞINLARI
• KANSER TEDAVİ İLAÇLARI
• TARIM İLAÇLARI
• BÖCEK ZEHİRLERİ
• KURŞUN VE AĞIR METALLER

Kısırlık için büyük risk faktörleridir. Ancak yeni geliştirilen mikro enjeksiyon erkek kısırlığında bir devrim yaratmıştır. Menisinde hiç sperm olmasa dahi hamileliğe olanak sağlamaktadır. Kısırlık ta ele alacağımız konular başlıca şunlardır.

TEŞHİS
Günümüzün tıp yaklaşımı bir yıl boyunca korunma olmaksızın hamilelik oluşmayan çiftlerde kısırlık araştırılmasına gidilmesini kabul eder. Kadınlarda yapılacak olan genel bir jinekolojik muayene, ultrason ve alınacak jinekolojik öykü; erkekte ise genel bir ürolojik muayene ilk adımı oluşturur.

Yapılacak olan araştırmalar şunlardır:

Kadının üreme organlarının değerlendirilmesi

RAHİM AĞZI (SERVİKS): Rahim ağzı değerlendirilirkenburada bulunan yarı akışkan sıvının (mukus) erkek spermine geçirgen olupolmadığı postkoital test ile araştırılır. Ancak bu yöntem günümüzdeki önemini yitirmiştir.

RAHİM (UTERUS) : Rahim incelenirken kullanılan dört yöntem vardır. • Histerosalfingografi
• Histeroskopi
• Histerosonografi
• Falloskopi

Histerosalfingografi: Bu incelemeye rahim filmi de diyebiliriz. Kadının adet bitiminden sonra 5-7 gün içerisinde kadına rahim ağzından röntgende görülen bir sıvı madde verildikten sonra rahimfilminin çekilmesine dayanır. Bu yöntemle rahim içinin normal olup olmadığıve tüplerin açık olup olmadığı anlaşılır.
Histeroskopi: Genel anestezi altında endoskopik(ince bir tüp ile) olarak rahim ağzından girilerek direk rahim içi duvarınınincelenmesidir. Dezavantajları ağrılı ve pahalı bir yöntem olmasıdır.
Histerosonografi: Bu yöntemde rahime özel bir sıvı madde verilerek ultrason ile incelenmesidir. Günümüzde bu yöntem hem daha az ağrılı hem de daha ucuz olması açısından gitgide önem kazanmaktadır.
Falloskopi: Bu yöntemde de endoskopik olarak özel bir optik tüp ile rahim ile tüplerin incelenmesi söz konusudur
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
C¤ PaTRoN C¤

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 32
Nerden : CORUM

Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ? Empty
MesajKonu: Geri: Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ?   Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ? Icon_minitimeC.tesi 3 Ekim 2009 - 21:27

TÜPLER (Fallop tüpleri) : Kısırlık teşhisinde en kritik aşama tüplerin incelenmesidir.Bu incelemede tüplerin geçirgen olup olmadığına, yapışıklılık olup olmadığına ve tüplerin fonksiyonlarına bakılır.Daha önce bahsettiğimiz histerosalfingografi (HSG) tüplerinde incelenmesinden yaygın yöntemdir. Rahim ağzından rahime verilen sıvının tüplerden rahime dökülüp dökülmediğine bakılır. Böylece tüplerin yumurtanın geçişine izin verecek şekilde açık olup olmadığı anlaşılır. Diğer bir tüp inceleme yöntemi ise Laparoskopi dir. Bu yöntemde tüplerdeki bir patoloji direk hekim gözü ile görülür.Böylece kesin teşhis konduğu gibi imkan varsa o an müdahale şansıda verir. Bu yöntemde genel anestezi altında göbekten 1 cm’lik bir delik açıp ince bir optik tüp ile içeri girilir ve tüpler bir kameradan direk gözlenir.

Kadının hormonel durumu
Kadın üremesi doğrudan ve dolaylı olarak vücuttaki birçok hormon salgılarından etkilenir. Bu hormonlar beyinden, rahim ve yumurtalıklara yumurtlama ve adet dönemi ile ilgili emirleri taşırlar. Bu hormonlardaki artış ve ya azalma kadın yumurtlamasını ve de üremesini engeller. Bunların basit olarak kan düzey ölçümleri ile teşhis konabilir. Bu hormonların en önemlileri şunlardır.

FSH ,LH : Bu iki hormon beyinden salgılanır, yumurta olgunlaşmasını ve atılımını sağlar.
ÖSTROGEN ,PROGESTERON : Bu iki hormon yumurtalıklardan salınır ve rahim duvarı olgunlaşmasını sağlar.

Yumurtlamanın değerlendirilmesi
Kadında her adet döneminde düzenli yumurtlamanın ve döllenmeye hazır olgun bir yumurtanın oluşup oluşmadığı şu şekilde anlaşılabilir.

Bazal vücut ısısı ölçümü: Bu yöntemde adetin ilk gününden itibaren diğer adet döneminin ilk gününe kadar düzenli olarak her sabah yataktan kalkmadan kadının vücut ısısı ölçülür.Adet döneminin hemen hemen ortasında yumurtlama döneminde ısıda 0.3-0.5derecelik yükselme olur.

Endometrial biopsi: bu metotla rahim içi zarından küçük bir örnek alınarak zarın embriyonun yerleşmesi için yeterliolgunlukta olup olmadığı kontrol edilir.

İdrar testleri: İdrarda yumurtlama zamanı yükselmesi gereken bazı hormonların seviyelerinin ölçülmesine dayanır.

Kadınlarda Kısırlık Nedenleri
Kısırlığın araştırmalarında yaklaşık %15 inin nedeni bulunamamaktadır. Ancak genel olarak kadın kısırlığının en önemli sebepleri yumurtlama bozukluğu, endometriosis, hasarlı ve tıkalı tüplerdir.Yumurtlama bozuklukluğu kadında en sık sebep olmakla beraber genelde hormon eksikliğine dayanır.

Endometriosis;rahim içi zarının rahim dışı başka bölgelerde bulunmasıdır. Bu bölgeler en sık tüpler ve yumurtalıklardır. Adet döneminde rahim kanaması ile birlikte tüm bu bölgelerde kanar, iltihap ve yapışıklık oluşur. Bu özellikle tüpleri etkileyerek yumurtanın rahme ulaşmasına izin vermez ve kısırlık sebebini oluşturur.

Endometriosis’in en önemli belirtisi adet öncesinde ve adet sonrasında ağrı, ilişki sırasında ve sonrasında ağrı, düzensiz şiddetli adetler ve kısırlıktır. Kısırlık vakaları incelendiğinde %25endometriosis tespit edilmiştir. Hasarlı ve tıkalı tüplerin en sık sebepleri enfeksiyonlar, endometriosis, geçirilmiş karın içi ameliyat ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar olabilir.

Erkeklerdeki Kısırlık Nedenleri
Erkeklerde kısırlık nedenlerini saptamak için ilk adım genel bir ürolojik muayene ile başlar. Düzenli seks yapan 20´´li yaşlarındaki normal üreme yeteneğine sahip bir çiftin her ay dörtte bir gebelik şansı vardır. Bu, bir bebek yapmaya çalışan on çiftin yaklaşık dokuzunun bir yıl içinde gebelikle karşılaşacağı anlamına gelmektedir. Ancak, bu on çiftten biri gebelik elde edemeyecek ve tedaviye gerek duyulacaktır. Doktorlar genellikle en az bir yıllık denemeden sonra gebe kalamama durumunu kısırlık olarak tanımlarlar.

Tahminler gösteriyor ki, tüm kısırlık vakalarının yaklaşık yüzde 40´´ı erkeklerden kaynaklanmaktadır. Bu da çoğu zaman erkek partnerin sperm kalitesi ve sayısıyla ilişkilidir. Bir aile doktoru veya uzman bir klinik tarafından yapılacak araştırmalar çoğu durumdaki erkek kısırlığının açık bir teşhisini (her ne kadar hiç bir test üreme yeteneğini toplam bir kesinlikle önceden saptayamazsa da) ortaya koyacaktır. "Normal" birfertilizasyon (döllenme) için gereken sperm özellikleri iyi bilindiğinden,bir sperm testinden elde edilen anormal sonuçlar erkekte bir problem olduğunu gösterir. Bir semen örneği üzerinde yürütülen bu testler, sperm sayılarındaki,hareket ve biçimindeki anormallikleri açığa çıkartır.

Son yıllarda, uzman kısırlık klinikleri, teşhis testi olarak in vitro fertilizasyonu (tüp bebek tekniği) da kullanmaktadırlar. Sıklıkla,sağlıklı yumurta hücrelerinin laboratuar şartlarında döllenememesi anormal sperm özellikleri nedeniyle olmaktadır. Bu sebeple başarısız IVF(in vitro fertilizasyon) "erkek faktörü" kısırlığı konusunda daha kesin kanıtlar sunabilir.

Testlerle açığa çıkabilecek anormallikler şunlardır: Düşük sperm sayısı;normal olarak bir mililitre semende (sperm sıvısı) en az 20 milyon sperm bulunmalıdır. Bu sayının altındakiler fertilite bozukluğuna yol açabilir. Testislerdeki yetersizlik sebebiyle sperm üretiminin olmaması veya bir tıkanma sebebiyle spermin dışarı çıkamaması. Zayıf sperm hareketliliği; spermler dölyatağı borusundaki yumurtalarla buluşmak için rahim ağzı boyunca yüzemezler.Kötü biçim (morfoloji olarak bilinir); bir spermin yumurtanın dış tabakasını geçememesine ve döllenme oluşmamasına yol açar.

Tüm bu şartların kendi bilimsel isimleri vardır; en bilinen ioligospermi (çok az sayıdaki sperm) ve azoospermidir (hiç spermin bulunmaması).Ancak, sperm anormallikleri erkeklerde rastlanan kısırlığın tek sebebi değildir.Cinsel birleşmede zorluklar olabilir - ejakülasyon bozuklukları veya cinsel iktidarsızlık. Özellikle günümüzde vazektomi (sperm kanallarının doğum kontrolü için bağlanması) sonucunda cerrahi yöntemlerle kısırlaştırılmış erkek sayısı da artmaktadır. Vazektomi ile kısırlaştırılmış erkeklerin tekrar çocuk sahibi olabilmeleri ise ancak bir dereceye kadar mümkün olabilmektedir.

TEDAVİ
Erkeklerdeki kısırlık için basit bir çözüm yoktur. Tedavi, yapılacak araştırmalardan elde edilecek sonuçlara dayanır ve yüz güldürücü bir sonuç elde etmek sebebin ne kadar ciddi olduğuna bağlıdır. Hastalıkların ciddiyetine bağlı olarak, doktorlar basitten karmaşığa doğru giden bir dizi tedaviyi deneyebilirler. Ancak, artık en inatçı erkek kısırlığı sebeplerinin bile en sonunda tıbbi tedaviye yanıt verdiğini söylemek yerinde olacaktır. Birkaç yıl öncesine kadar tek çözümün donor (verici) yoluyla dölleme veya evlat edinme olduğu en ciddi vakalar bile yeni sperm mikroenjeksiyon teknikleriyle başarılı biçimde tedavi edilebilmektedirler.

Seçenek yelpazesi geniş olduğundan ve bazı tedaviler her yerde yapılamadığı için, hastaların ve doktorların vermek zorunda oldukları kararlar önemlidir. Eğer tedavinin gerekli olduğuna kadar verilirse, eldeki seçenekler sadece ilaç tedavisi, in vitro fertilizasyon (IVF), cinsiyet hücresinin dölyatağına transferi (GIFT), superovülasyon ve yapay dölleme (IUI) veintrasitoplazmik sperm enjeksiyonu tekniği ile döllemedir (ICSI).

İlaç Tedavisi
Sperm konsantrasyonlarını arttıran veya her bir spermhücresinin biçimini düzeltecek basit bir ilaç tedavisi yoktur. Bazı ilaçlar,özellikle iktidarsızlığın erkek seks hormonu testosteron eksikliği ile ilişkiliolduğu durumlarda iktidarsızlık vakalarına yardımcı olmak üzere başarıylakullanılmıştır.

Buna ilaveten, erkek partnerin hipogonadotropik hipogonadizmolarak bilinen bir rahatsızlığının olduğu (hipothalamus veya beyindekihipofiz bezleri tarafından testislerde yetersiz veya hiç hormonal bir uyarınınolmaması sebebiyle sperm üretemediği) durumlarda testislerdeki uyarılmanınsağlanması için destekleyici hormonlar verilebilir. Bu "üreme"hormonları gonadotropinler olarak bilinir ve kadınlarda yumurta ve erkeklerdeise sperm hücrelerinin gelişimini uyarmak amacıyla hem erkeklere hem de kadınlaraverilebilir.

In Vitro Fertilizasyon

IVF orijinal "test-tüpü" tekniğidir ve dünyada en geniş uygulama alanı bulan yardımcı üreme tekniğidir. Basit anlatımıyla,IVF yumurtalıktan bir veya birden fazla yumurtayı alır, erkek partnerden alınan sperm ile bunları laboratuarda döller ve ortaya çıkan embriyolardan seçilenleri implantasyon (rahim içine yerleşme) ve gebelik için rahime transfer eder. Her ne kadar IVF, esas kısırlık sebepleri kadındaki tüp tıkanıklığı olan çiftler için geliştirilmiş olsa da, bu teknik, problemleri sperm sayısının ortalamanın altında olduğu veya kötü morfolojili hastalarda da faydalı bulunmuştur. Modern sperm hazırlama teknikleri (yıkama ve kültür) sperm numunelerinin yaşama yeteneğini geliştirebilmekte ve döllenme ihtimalini arttırmaktadır.

ICSI gibi son zamanlarda geliştirilen teknikler, ortalama sperm konsantrasyonlarının altında da tatmin edici döllenme ve gebelik oranları sağlamaktadır ve bu da erkek partnerden alınan sperm ile tedavi şansını eskiye göre arttırmıştır.

En iyi sonuçlar, dölleme ilaçlarıyla uyarılan ovülasyonla dölleme işleminin aynı zamana denk getirilmesiyle elde edilmektedir. Ancak, bu ilaç tedavisine başlayan doktorların, yumurtalıkta gereğinden fazla yumurtanın gelişmemesini sağlamaları önemlidir. Çok fazla yumurta birden fazla gebelik riskini arttırır. Tüm suni döllenme prosedürlerinde amaçlanan tek bir olgun yumurta oluşturmaktır. Bu, IVF için elde edilen yumurta sayısından çok daha azdır fakat çoğul gebelik riskinin en aza indirilmesini sağlar.

Ovulasyon için programlanan zaman civarında, taze bir sperm sıvısı örneği (aynı gün üretilen) hazırlanır ve ince bir kateter vasıtasıyla kadın partnerin rahmine verilir. Bu prosedüre intrauterin (yapay) dölleme veya IUI adı verilir. Fertilizasyon doğal ortamda gerçekleştiğinden (yani dölyatağı borusunda) kadın partnerin en azından bir kanalı açık olmalıdır.

Yumurtalığın uyarılmasını takiben IUI´´den alınan başarı oranları, bir adet dönemi başına %10 ila 15 arasındadır fakat bir yıl içindeki birkaç girişimden sonra %50´´ye ulaşabilir. Erkek partnerin sperm sayısının geniş bir "normal" aralıkta olması ve kadının kanallarının sağlıklı olması önemlidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
C¤ PaTRoN C¤

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 32
Nerden : CORUM

Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ? Empty
MesajKonu: Geri: Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ?   Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ? Icon_minitimeC.tesi 3 Ekim 2009 - 21:31

EN UYGUN DOĞUM YAŞI

En uygun yaşlar 20 ile 30 arasıdır. Doğum aralıklarının en az 2 yıl olmasını sağlayarak hem kendinizi hem de bebeğin sağlığını daha iyi koruyabilirsiniz. 35 yaş üzerindeki annelerde problemli gebelik riski yüksektir, ancak sağlıklı ve kendine dikkat eden annelerde bu risk azalır. 18 yaşından küçük kadınlarda ise ölü doğum ve düşük kilolu bebek doğurma riski yüksektir.

Fertilite (doğurganlık) her kadın için farklıdır. Eğer anneniz erken bir yaşta menopoza girip doğurganlığını kaybettiyse,bunun sizin içinde böyle olması muhtemeldir.Hatta ailede ki diğer kadınlarda da benzer durumlar söz konusudur.Tıpta bilinen bir gerçek erken menopozun kalıtsal olduğu ve kız ile annenin bu konuda aynı kaderi paylaştığıdır.

Ayrıca doğurganlık yaşla birlikte azalmaktadır.20 yaşında doğum kontrol yöntemi kullanmayan, düzenli ilişkiye giren ve bir çocuk isteyenlerin %20’si başarıya ulaşıyor. Bu oran 30 yaşında %15’e ve 35 yaşında %10’a iniyor. 40 yaşında ise bu oran %5.

35 yaşından sonra anne olmak

Hamilelik hangi yaşta olursa olsun risksiz değildir ama yaşın ilerlemesi ile bu riskler artar. Bu risklerin en önemlisi Down sendromlu bir çocuk doğurmaktır. Down sendromlu görülme sıklığı annenin yaşı ile beraber artar. Bu risk anne 20 yaşındayken 10000 de 1; anne 35 yaşındayken 1000 de 3, anne 40 yaşındayken ise 100 de 1’dir. Down sedromu ve başka kromozomsal anormalliklerin yaşlı annelerde daha sık olmasının nedeni annenin yumurtalarının yaşlanması ve zaman içinde zararlı madde, kimyasal, röntgen ve enfeksiyonlara daha çok maruz kalmasından olduğu düşünülmektedir.

Down sendromunun tedavisi olmamakla beraber doğum öncesi tanı yöntemleri ile rahim içinde tanısı konabilmekte ve gerekirse gebelik sonlandırılmaktadır. Yaşı 35’in üzerinde olan annelerde yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp damar hastalığı gelişme riski artmıştır. Ayrıca düşük, erken doğum ve doğum sonrası kanama daha sıktır.

İlerlemiş yaş, anne adayını tek başına yüksek riskliler kategorisine sokmaz.Ama bir çok bireysel riskin toplamı bunu yapar. Yaşı ileri anne risk etmenlerini en aza indirmek için çaba gösterir ve doktoru ile işbirliği içerisinde olursa sağlıklı bebek doğurma şansı çok artar.

Geç yaşta anne olmanın artıları da vardır. Bu kadınlar iyi eğitimlidir, işleri, mevkileri vardır ve daha olgundurlar; bu da onları iyi anne yapar. Daha ileri yaşta ve görmüş geçirmiş olduklarından; genç annelere göre, bebeğe bağlanıp kalmaktan daha az yakınırlar.

ÇOCUĞUNUZUN CİNSİYETİNİ BELİRLEME ŞANSINIZ VAR MI?

YE TATLIYI DOĞUR “ATLI”YI YE EKŞİYİ DOĞUR “AYŞE”Yİ



Bol kola içmek oğlunuz olacak anlamına mı gelir? Ya da kızınız olması için bol çikolata mı yemeniz lazım? Bunlar gibi büyükannelerin anlattığı hikayeler hakkında çok şeyler duymuşuzdur. Ve bu sorunun cevabını pek çoğumuz merak etmişizdir.Acaba çocuğumuzun cinsiyetini belirleyebilir miyiz? Şimdi burada size bu konu ile ilgili çeşitli görüşleri aktaracağız. Çocuğunuzun cinsiyetinde yediğiniz şeylerin etkisi var mı? Büyükannelerimizin ve teyzelerimizin anlattığına göre eşinizle ilişkiye girmeden önce neyi çok yerseniz çocuğunuzun cinsiyeti de ona göre oluşur. Örneğin:

Erkek çocuk istiyorsanız:
• Daha çok et yiyin (özellikle kırmızı eti)
• Tuzlu yemişler ve cipsler yiyin.
• Babalar bol soda için
Eğer bir kız çocuk istiyorsanız:
• Hem anne hem baba; bol balık ve sebze yiyin.
• Anneler bol tatlı yiyin.

Çocuğunuzun cinsiyetinde Astrolojinin etkisi var mı?
Bizler gibi günlük horoskoplarını okuyan ve astrolojiye meraklı toplumların elbetteki bu konuda da inanacakları bir şeyler vardır.

Bir erkek çocuk için:
• Çeyrek ay varken sevişin.
• Gece sevişin.
• Ayın tek günlerinde sevişin
Kız çocuk için:
• Dolunayda sevişin.
• Akşamüstleri sevişin.
• Ayın çift günlerinde ilişkiye girin.

Peki ya ısınız?
Hem gerçek hem de mecazi anlamda ısıda bu konuda etkili. Anlatılan bazı öykülere göre: eğer eşinizle ilişkideyken rahat ve huzurlu iseniz kızınız; eğer endişeli ve gergin iseniz oğlunuz olacak demektir.Gerçek anlamda ise erkeğin testislerinin seks öncesi soğuk olması kızınız, sıcak olması ise oğlunuz olması anlamına geliyor.

Önceki çocuklarınız
Anlatılan bazı hikayeler ise en son olan çocuğunuza bir bakmanızı salık verirler. Eğer son çocuğunuzun ensedeki saçları düz bir hizada ise oğlunuz; eğer ense saçı üçgen biçiminde aşağıya uzanıyorsa kızınız olacak demektir.

Çinliler bu konuda ne diyor?
Çinliler bu iş için değişik bir yöntem bulmuşlar. Bunu uygulamak için bir ipe bir iğne geçirin ve birisi ipin ucunda sallanan bu iğneyi avucunuzun 10-15 cm üzerine sallandırsın. İğne eğer ileri geri hareket ederse kızınız; daireler çizerse oğlunuz olacaktır.

Bu konuda uzman görüşleri
Çocuğumuzun cinsiyetini seçebilirmiyiz? Belki evet, belki hayır. Yukarıda anlattığımız öykülerden çok daha güvenilir olanları çeşitli araştırmalar sonucunda tespit edilmiş ancak tüm tıp dünyası bu konuda ve bu konunun ne kadar etik (ahlaksal) olduğu konusunda ortak bir görüşe sahip değil.Bu konuda daha önce anlattığımız halk görüşleri şuna dayanmaktadır: Erkek kromozomu taşıyan sperm, kız kromozomu taşıyan spermden daha hızlı hareket eder.Peki bu konuda tıptaki ilerlemeler ne diyor? Kimi araştırmalar bu görüşü desteklerken kimileri geçerli olmadığı görüşünde.Human reproduction dergisinin eylül 1998 sayısında yayınlanan bir araştırmada; uzmanlar Flowsitometre denen bir yöntem ile bebeğin cinsiyetinin seçilebileceğini söylediler. Bu yöntemde DNA floresanlı bir boya ile boyanıyor ve miktarı ölçülüyor. Daha önce Y-kromozomu taşıyan(erkek) spermin %2.8 daha az genetik materyyale sahip olduğu belirlenmiş. Böylece DNA’nın ölçümü ile istenen sekse ait genetik materyal elde ediliyor.

Ancak bu yöntemler tam oturmuş değil. Bunun dışında tıpta belirlenen başka yöntemlerde var. Ama hiç bir yöntem size garanti vermiyor. Hatta bazıları birbirleri ile çelişiyor. Şimdi size üç doktorun bu konuda geliştirdikleri teorilerinden bahsedeceğiz. Ancak bunlar için kadının yumurtlama zamanının doğru tespit edilmesi şart. Bunun için iki yöntem var ve özellikle bu ikisi birlikte kullanıldığında çok daha doğru bir sonuca ulaşmak mümkün. Birincisi adet döneminizde vücut ısınızı her gün düzenli ölçerek bir tablo çıkarmanız. Tam yumurtlama zamanında vücut ısınız yükselme gösterir. Bunu tam olarak değerlendirebilmeniz için birkaç dönem bu çizelgeyi hazırlamanız ve alışmanız lazım. Bir ikincisi ise yumurtlama zamanında rahim ağzı servikal mukusun değişip, daha akışkan,berrak ve fazla miktarda olması. Bunları değerlendirip yumurtlama zamanını tespit edebilirseniz hamile kalmaya hazırsınız demektir.

Shettlesmetod (Dr. Landrom Shettles ve Dr. David Rorvik)
Bu yöntemin %75 etkili olduğu belirtiliyor.Y kromozomu taşıyan erkek sperm diğerinden daha hızlı hareket eder, ancak X kromozomu taşıyan (kız ) spermde diğerinden daha uzun yaşar.Bundan yola çıkarak yumurtlama zamanına ne kadar yakın ilşkiye girerseniz erkek spermi daha hızlı hareket ettiği için yumurtanızı dölleyecek ve oğlunuz olabilecektir. Eğer yumurtlama zamanından 2-4 gün önce ilişkiye girerseniz erkek spermler yumurtlama zamanına dek yaşayamayacağından ve ancak kız kromozomu taşıyanlar dayanabileceğinden kızınız olma şansı yükselir. Yinede hiç bir şey %100 değildir.

Whelan metodu (Dr. Elisabeth Whelan)
Bu metod biraz önce anlattığımızın tam tersini söyler. Bu metoda göre erkek spermin oluşumundaki bazı biyokimyasal değişiklikler adet döneminin erken safhasında daha etkili olur. Yani bir oğlunuz olsun istiyorsanız yumurtlama zamanından 4-6 gün önce ilişkiye girin. Whelan bu metodun erkek çocuk oluşumunda %68 başarılı olduğunu öne sürüyor.

Ericsson metodu (Dr. Ronald Ericsson)
Dr. Ronald Ericsson birçok kadın doğum merkezinde kullanılan bu yöntemin patent sahibi. Bu yöntem daha bilimsel şartlarda gerçekleştiriliyor. Babadan alınan spermler özel bir yöntemle filtre ediliyor yada sentrifuje ediliyor. Bu işlemden sonra hafif olan Y kromozomu(erkek) tüpün üstünde kalırken; ağır X kromozomu dibe çöküyor. Hangi cinsiyeti istiyorsanız daha sonra o alınıyor ve yapay döllenme ile rahminize bırakılıyor.

Anlattığımız tüm bu yöntemleri kullanmasanız bile yapılan araştırmalar göstermiş ki her yıl hamile kalan çiftlerin erkek çocuk yapma olasılıkları %51.2 iken, kız çocuk olasılığı %48.8 dir. Yani ufak bir farkla oğlunuz olma olasılığı daha yüksek.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://devranim.benimforum.org
 
Bebek Sahibi Olmaya Hazirmisiniz ?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BiZi İzlemeye Devam Edin YeNiLiKLeRe HaZiR Olun :: EVLILIK,AILE ORTAMI KURMA CINSEL HAYAT BÖLÜMÜ :: EVLILIK AILE VE COCUK-
Buraya geçin: