YaReBiRSöZ FoRuM Ve RaDio HeRSeY BiZ De YaRDiMLaRiNİZi BeKLiYoRuZ..
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 +16 Hikayeler

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: +16 Hikayeler   C.tesi 10 Ekim 2009 - 15:00

aslında korkudan çok ilginç bir hikaye

--------------------------------------------------------------------------------

Bu öykü Yeni Zelanda'dan Kay Martin' e ait:

Akşam yemeğine arkadaşlarını çağıran Kay, yemekten önce küçük bir aperatif hazırlarken bir tavuğun acı acı bağırdığını duyar.

Sesin nereden geldigini merak eden Kay bahçeye çıkar. Bahçede bir şey göremez.

Ancak ses daha yakınlardan, hatta mutfaktan gelmektedir.

Giderek yükselen sesin kaynağını keşfettigi zaman tüyleri diken diken olur. Kızarmasi için fırına yerleştirdiği tavuktan çığlık çığlığa sesler gelmektedir. "O anda elim ayağım boşandı. Tavuğu canlı canlı pişiriyorum sandım. Korkudan az daha ölüyordum." diyor..
Tavuğun çığlıkları Kay'inkiler ile birleşince konuklar mutfaga üşüşür ve çığlıkların nedeni ortaya çıkar. Tavuğu fırından çıkartan konuklar, hayvan sogudukça seslerin kesildiğini fark ederler.

Yeni Zelandâ da tavuk çiftliklerinde hayvanlar, bizde olduğu gibi boynu kesilerek öldürülmez.
Kay'in akşam yemeği için hazırladığı tavuğun ses telleri kesilmediği için tavuğun karnında biriken buhar, hayvanın boğazından geçerken büyük bir basınçla ses tellerini harekete geçirmiştir.

Bu olaydan sonra, tahmin edebileceginiz gibi, Kay bir daha evinde tavuk pişirmez






Dimdik Saç ModeLi ve Sonu!

--------------------------------------------------------------------------------

1970'lerde, saçları dimdik, yukarıya doğru kalıp gibi yaptırmak moda olmuş. Buna uymak için insanlar saçlarını yaptırıyo, haftalarca da yıkamıyolarmış. Bir liseli kız, okulundaki en yüksek saç yarışmasını kazanmak için saçlarını bu şekilde yaptırmış. Eve dönerken saçları örümcek ağına takılmış ama farketmemiş. Okuldaki yarışmayı kazandıktan sonra saçlarını bi'kaç hafta yıkamamış. E havasını atacak ya, banyoya kafasına bi torba geçirip giriyomuş.

Bi gün okulda sınav olurken kız aniden, şak diye bayılmış. Hastaneye kaldırmışlar, fakat maalesef kurtaramamışlar. Doktorlar ölüm nedenini anlamak için otopsi yaparken, kızın saçlarını aralayınca morgu binlerce örümcek basmış. Meğerse kızın takıldığı ağdaki örümcek, kafasının içine yumurtlamış ve o örümcekler sonraki birkaç hafta da kızın kafa derisini kemirip beynine girmişler. Bu olaydan sonra Amerika'da, saçlarını öyle havaya doğru yapmak yasaklanmış.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: +16 Hikayeler   C.tesi 10 Ekim 2009 - 15:07

Babam Seyrediyor!

--------------------------------------------------------------------------------

Ortaokulda okuyan ve kısa bir süre önce annesini kaybeden genç,babasıyla
birlikte yaşıyordu.

Babasıyla aralarında çok güzel bir dostluk vardı.Genç
okulun futbol takımındaydı.Takımdaydı ama, ufak-tefek yapısı ve
tecrübesizliği sebebiyle hoca ona bir türlü maçlarda görev vermiyordu.


Bu yüzden her zaman yedek kulübesinde otururdu.
Buna rağmen babası hiçbir maçını kaybetmez ve her zaman ayağa kalkar
tezahürat yapardı.

Liseye başladığında yine sınıfın en sıska öğrencisiydi.Fakat babası onu hep
futbol oynamaya
teşvik etti;bununla birlikte,eğer istemezse oynamayabileceğini de
belirtti.Delikanlı futbolu
seviyordu ve takımda kalmaya karar verdi.Her idmanda elinden geleni yapıyor
takımın as
oyuncusu olmaya gayret ediyordu.Ama sürekli yedek kulübesinde oturmaktan
kurtulamadı.

İnançlı babası tribünde her zaman ki yerini alıp oğlunu
desteklemek için tezahürat yapmaya devam ediyordu.

Genç üniversiteye başladığında futbol onun için önemini kaybetmeye yüz
tuttu,ama yine de
elinden geleni yaptı.Herkes onun okul takımına giremeyeceğinden emin olsa da
o bunu başardı.
Takımın antrenörü onu listeye dahil ettiğini,Çünkü her idmana yüreğini
koyduğunu ve takımın
diğer üyelerini de şevke getirdiğini itiraf etti.

Takıma girebildiği onu o kadar
heyecanlandırdı ve sevindirdi ki ,soluğu en yakın telefon kulübesinde aldı
ve babasına müjdeyi
verdi.Onun bu başarısına sevinen baba mutluluğunu paylaştı ve kendine
maçların sezonluk
biletlerini göndermesini istedi.

Üniversitede dört yıl boyunca hiçbir idmanı kaçırmayan genç,ne yazık ki
hiçbir maçta oynayamadı.
Futbol sezonunun sonlarına doğru,büyük bir eleme maçının idmanı için sahaya
çıkmaya hazırlanan
gencin yanına, elinde telgrafla antrenörü geldi.Delikanlı telgrafı okuyunca
ölüm sessizliğine
büründü.Güçlükle yutkunarak hocasına şunları söyledi

"Bu sabah babam ölmüş izninizle bu gün idmana gelmesem?"

Hocası onun şefkatle boynuna sarıldı ve"bu
hafta dinlen evlat" dedi.Ve cumartesi günkü maçada gelmeyi aklından
geçirme."

Cumartesi geldi çattı,ama okul takımının durumu hiçde iyi değildi.Maçın
sonlarına doğru sessizce bir
kişi soyunma odasına girdi,formasını ve futbol ayakkabısını giyip sahanın
kenarına çıktı.

Babası ölen ufaklıktı bu!

Antrenör ve oyuncular bu azimli arkadaşlarını bu kadar kısa sürede tekrar
aralarında görmekten son
derece şaşkındılar..

Hocasının yanına giden genç "Lütfen izin verin oynayayım" dedi.

"Bu gün oynamak zorundayım."

Hocası önce onu duymamış gibi davrandı.Böylesine zor bir eleme
maçında takımının en kötü oyuncusunu sahaya çıkarmasına imkan olmadığını
düşünüyordu.Ama genç o
kadar ısrar etti ki,sonunda ona acıyan hocası razı oldu:"Peki,oyuna
girebilirsin."

Gencin oyuna girmesinin üstünden çok geçmemişti ki,hem hoca,hem oyuncular
hem de arkadaşları
gördüklerine inanamadılar.Daha önce hiç oynamamış bu meçhul ufaklığın her
hareketi harika,attığı
her pas isabetliydi.Karşı takımın oyuncuları onu durduramıyordu.Koşuyor pas
veriyor, savunmaya
geçiyor ve maçın yıldızı gibi parlıyordu.Sonunda gencin takımı aradaki farkı
kapattı,nihayet atılan
gollerle de beraberliği yakaladı.Ve son saniyelerde
ufaklık topu tek başına sürükleyip herkesi geçti ve galibiyet golünü
attı.Maç bitmişti,okulun taraftarları sevinç çığlıkları atıyor,arkadaşları
ufaklığı omuzlarında taşıyordu.

Seyirciler stadyumu terk ettikten,oyuncular duşlarını alıp soyunma odasına
boşalttıktan sonra,takımın
hocası ufaklığı bir köşede tek başına sessizce oturduğunu fark etdi.Yanına
gidip "Evlat,inanmıyorum.
Bu gün bir harikaydın" dedi."sana ne oldu bunu nasıl yaptın anlat bana
"dedi.
Hocasına bakan genç gözleri dolu dolu şunları anlattı:
"Babamın öldüğünü biliyorsunuz.

Peki onun gözlerinin görmediğini de biliyor muydunuz?"

Delikanlı güçlükle yutkundu,Gülümsemeye çalıştı.

"Babam bütün maçlara geldi.Çünkü görmediği halde beni desteklemek istiyordu.
Ve ilk defa
bu gün beni görebilirdi.

Ben bu fırsatı kullanmak ve oynayabildiğimi ona
göstermek istedim!!!!!"((
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: +16 Hikayeler   C.tesi 10 Ekim 2009 - 15:07

Aynalar Yalan Söylemez...

--------------------------------------------------------------------------------

Aynalar Yalan Söylemez...

Size hiç kimsenin bilmediği bazı şeyler anlatacağım. Aynaları bilirsiniz sabahları kalktığımızda karşısına geçip kendinizi izlediğiniz, süslediğiniz aynalar. Peki aynaya geceleri hiç baktınız mı, bakmayı hiç denediniz mi? Denemek istemezmisiniz?

Geceyarısından sonre eğer cesaretiniz varsa karanlık odadaki bir aynaya (el aynası değil) uzun süre bakmayı deneyin. Oda pencereden gelen sokak lambalarının verdiği loş ışık altında olabilir. Eğer bunu yapmak istediğinize kendinizi emin hissediyorsanız başlayabilirsiniz.

"Baksam bile kendimden başka ne görebilirim ki" dediğinizi duyar gibiyim. Peki bedensiz varlıkları görmenin bir yolunun da aynalar olduğunu biliyormuydunuz. Ya da gece uzun bir süre aynaya baktığınızla gözlerinizle göremediğiniz varlıkları yada diger bir deyişle cinleri görmek istemezmiydiniz.

Anlattıklarım size ürkütücü gelmiyor mu? Yoksa siz cinleri filmlerde izlediğiniz küçük varlıklar mı zannediyorsunuz. Peki onlarla iç içe yaşadığımızın farkında değilmisiniz. Onların bizi gördüğü ama bizim onları göremediğimiz bir dünyada yaşadığımız gerçeğini hiç duymadınız mı?

Hiç çevrene görmek istediğin gözle baktın mı? Denersen göreceksin ki sen farkında olmadan etrafında ki yüzlerce göz seni izlemekte....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: +16 Hikayeler   C.tesi 10 Ekim 2009 - 15:07

Işıkları açmadığın için memnun musun?

--------------------------------------------------------------------------------

Işıkları açmadığın için memnun musun? İngiltere'de okuyan iki Türk kızı yurttta aynı odada kalıyorlarmış. Bir gece kizlardan biri arkadaşının evine ders çalışmak için gidecekmiş. Diğer kızla vedalaşıp çıkmış ama daha yurttan 100 metre falan uzaklaşmış ki ders kitaplarından birini unuttuğunu farketmiş. Odaya geri dönmüş tabiyatıyla. Kapıyı açtığında ışıkların kapalı olduğunu görmüş. "Banu yattı heralde" diye düşünüp ayaklarının ucuna basa basa karanlıkta kitabını aramış. Bulamayınca da, "Şimdi kızcağızı rahatsız etmeyim, nasılsa arkadaşımda aynı kitaptan var. İdare ederiz artık" deyip çıkıp gitmiş. Ertesi sabah sınavdan sonra odasına döndüğünde bir de ne görsün! Oda baştan aşağı kan içinde! Arkadaşının vücudu da parçalar halinde oraya buraya dağıtılmış. Duvarda da (muhtemelen kızın kanıyla yazılmış) bir yazı varmış: "Aren't you glad, you didn't turn on the lights?" (Işıkları açmadığın için memnun musun?)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: +16 Hikayeler   C.tesi 10 Ekim 2009 - 15:10

--------------------------------------------------------------------------------

14-15 yaşlarındaki bi kızda durup dururken
hamilelik belirtileri başlamış:

Karnı hafiften şişkinleşmiş, kusma nöbetleri
geliyomuş, sabahları yataktan çok zor kalkıyomuş...

Fakat kız annesine ısrarla böyle bi şeyin mümkün
olamayacağını, çünkü hiç bi erkekle bu sonucu
doğuracak kadar yakın temasta bulunmadığını iddia ediyomuş.

Fakat zaman geçtikçe hem karnı büyümeye devam
etmiş, hem de diğer belirtilerde değişiklik olmamış. Annesi,
"Bu yaşta... Allahım, allahım, kepazelik bu" dese de kız hala hamile
olmadığını söylüyomuş.
Sonunda anne küçük bi kasabada yaşıyor olmalarına rağmen çıkacak söylentileri göze alarak kızını hastaneye götürmüş.
Ancak çekilen ultrasondan sonra kızın inkarlarında samimi olduğu anlaşılmış.

Çünkü karnında son derece büyük boyutlara ulaşmış bi tümör tesbit edilince şişkinliğin ve diğer belirtilerin asıl sebebi ortaya çıkmış.
Vakit kaybetmeden, apar topar ameliyata alınmış tabi.
Doktorlar rutin kabul edilen bu operasyon sırasında karnı açmışlar ve işte o an gördükleri manzara karşısında şok olmuşlar.
Meğerse tümör sandıkları şey kocaman bi ahtapotmuş.
Üstelik kıpır kıpırmış da hayvan, yani canlıymış.
Olayın aslı sonradan anlaşılmış. Kız üç-dört ay önce ailesiyle
birlikte okyanus kenarındaki bi kasabada tatil yapmış.
Ahtapot yumurtaları da mikroskobik boyutlarda olurmuş ve bunlardan
doğal olarak okyanus sularında milyarlarca varmış.
Kız muhtemelen yüzerken yuttuğu sularla beraber
bu yumurtalardan da indirmiş mideye. İşte
bunlardan biri de, milyonda bir görülecek biçimde de olsa, kızın vücudunun
içinde yaşamayı, hatta büyüyüp gelişmeyi başarmış...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: +16 Hikayeler   C.tesi 10 Ekim 2009 - 15:14

İnanılmaz korkunç olay

--------------------------------------------------------------------------------

Merhaba Arkadaşlar,
Bu olay benim başımdan geçti.2-3 gün önce yaşadım bu olayı...Belki bazılarınıza ilginç,garip veya korkunç gelebilir...!Hala ben olayı düşünüyorum ama nasıl olduğunu daakıl sır erdiremiyorum açıkçası...
Neyse ben artık yaşadığım olayı anlatmaya başlıyorum...!
Günlerden ÇARŞAMBA akşamı saat: gecenin 1'i 2'si gibiydi...bEN HALA BİLGİSAYAR BAŞINDA OTURMUŞ,HABER,MAKALE,MERAK ETTİKLERİM V.S ONLARı okuyordum.Yaz olduğu için havalar sıcaktı susamıştım.Hiç ışığı yakmaya gerek duymadan mutfağa kadar gittim ve kendime bir kola bardağı kadar kola doldurup,yine aynı şekilde odama doğru yürüdüm.Bilgisayarımın başına oturduktan sonra kolamdan bir-iki yudum aldım.Yani;sadece çeyreğini içimiştim.Sonra ben gene bilgisayara dalmışım kolayıda unutmuşum...Kolada benim göz hizamda değil tabiki.İşim bitince bilgisayarda aklıma geldi susadım kola içeyim diye gözümü sola çevirdim ve işte orada bilmiyorum ne oldu.Burası tam bi sır kutusu gibi bişey aslında.Şok oldum,şaşırıp kaldım,dilim damağım o anda kurudu!!!Kola bardağındaki kola esrarengiz be şekilde nerdeyse bitmek üzere bir yudum kola kalmış.Düşündüm evde de kimse yok.Kimse içemez...Aklıma binbir türlü şey geliyor tabiki telaşlandım.Ama sonuçta bir kola bardağından kim onu içebilir???Kola bardağına 15 dk bakakalmışım heralde...O kola bardağını alıp evimden dışarı fırlatmayı bile düşünüyordum bir ara...Ama sanki arkamda da birisi beni izliyormuş gibi idi...Arkama döndüm baktım kimse yok...O anda bilgisayar sandalyesinin üzerinde masya dönmemle beraber çalışma lambam takır tukur sallanmaya başladı...Bu hemen hemen 5 saniye sürdü...Ben iyice korktum ama aklıma hemen bilimsel bir açıklama getirdim deprem olabileceğini düşündüm ve interneti açtım,yandaki o saatte uyumayan komşuya sordum deprem falan olmamış.Ayrıca lambamın ışığıda kapalıydı elektrikle ilgili birşey olamazdı...Hemen bilgisayarımı kapattım...Allah'a ayetel kürsü duasını ettim...Ve salona kaçtım sabaha kadar etrafıma bakarak göz kırpmadan tv izleyerek olanları unutmaya çalışsamda bugün bunları benden başka binlerce insan bilmesi gereklidir diye bir anımı burada paylaşıyorum...
Olayı hala çözememekteyim tam bir sır perdesi benim için bu olay!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: +16 Hikayeler   C.tesi 10 Ekim 2009 - 15:15

---------Dünyayı Korkutan Kahin İNANILMAZ!

--------------------------------------------------------------------------------

Bende Bir yerde Gördüm Paylaşayım dedim Verilmişse üzgünüm

Dünyayı korkutan kahin!
09 Kasım 2008 Pazar 12:59
Tüm gözler onun kehanetlerine çevrildi. Obama'dan sonra kehanetleri ün saldı. Peki dünyayı neler bekliyor?
ABD'ye 11 Eylül 2001'deki terör saldırısını 12 yıl öncesinden bilen Bulgar kâhin Vanga ölümünden iki yıl önce "Rusya bir gün dünyaya hâkim olacak" demişti.

11 Eylül saldırıları, Kursk faciası, ve Rusya’nın Gürcistan’ı işgal edeceğini bilen Baba Vanga Amerika’ya dair şu kehanetlerde bulundu:

“Amerika Birleşik Devletleri’nin 44’üncü başkanı (Yani George Bush’tan sonraki başkan) siyah olacak. Bu Amerika’nın göreceği son lider olacak. Çünkü siyahi liderin göreve gelmesinden kısa bir süre sonra ülke büyük bir ekonomik krize girecek.

Kuzey ve güney eyaletler arasında anlaşmazlık çıkacak. Endonezya karışacak. Tüm bunlar Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatacak... Üçüncü Dünya Savaşı’nda ilk kez atom bombası kullanılacak.

BİRÇOK ŞEYİ BİLMİŞTİ

Hayattayken kehanetleri Bulgar hükümeti tarafından kaleme alınarak saklanan Baba Vanga’nın kehanetlerinin yüzde 80’i doğru çıktı. 1989’da Rus televizyonuna “İki çelik kuş kulelere çarpacak gökyüzü aydınlanacak, (11 Eylül saldırıları) Kursk (2000 yılında 118 Rus askerine mezar olan denizaltının adı) su altında kalacak bütün dünya arkasından ağlayacak, dedi. Kahin 1994 yılında da ” Vladimir’in zaferi dünyada herşeyi eritecek. (Gürcistan savaşı). İklimler değişecek (küresel ısınma). Rusya ayakta kalacak ve dünyaya hakim olacak” demişti.

BUNDAN SONRAKİ YILLAR İÇİN KEHANETLERİ

2008 - 4 ülkenin 4 devlet başkanına suikast girişiminde bulunulacak. Bu 3. Dünya Savaşı'nın başlama sebeplerinden biri olacak.

2010 - 3. Dünya Savaşı Kasım 2010'da başlayacak ve 2014'e kadar sürecek.

2011 - Radyoaktif dalgaların yoğunlaşması nedeniyle hayvan ve bitkiler yok olma noktasına gelecek. Müslüman ülkeler kimyasal savaşla Avrupalıları yok edecek.

2014 - İnsanlığın yarısı kanserle boğuşacak.

2016 -Avrupa'nın nüfusu azalacak

2018 - Dünyanın yeni hakimi Çin olacak. Çin ekonomik olarak güçlenecek.

2043 - Müslüman bir devlet yeniden Avrupa'nın tek hükümdarı olacak.

2046 - Tedavi edilmeyecek organ kalmayacak. Hastalıklı organın yerine yenisi yapılacak.

2076 - Bütün dünyada "sınıfsız" komünizm sistemi yerleşecek.

2088 - Bütün hastalıklar bir kaç saniyede tedavi edilecek.

2097 - Çabuk yaşlanmanın önüne geçilecek.

2167 - Yeni bir din

2304 - Ay'ın sırrı, gizemi çözülecek.

3797 - End of the world - Dünyanın sonu... Başka bir gezegende insan yapımı yeni bir hayat başlayacak
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: +16 Hikayeler   C.tesi 10 Ekim 2009 - 15:15

180 soru 180 cevap

--------------------------------------------------------------------------------

Olmuyordu...Evet gene istediği neti yapamamıştı.180 soru olmasına rağmen o ancak 90-100 net arasında yapıyordu.Bazıları için bu rakam çok yüksek gelebilirdi ama onun için en az 150 net yapmak gerekliydi.Ya kalan bir ayda yemeden,içmeden soru çözecekti ya da...
O zor olanı seçmek yerine gidip en kolay ve en tehlikeli yolu seçmişti.''EVET EN YÜKSEK NETİ YAPAN ARKADAŞLARINI ÖLDÜRECEKTİ!!! ''Hemen Hazırlıklara başladı.Ya üniversiteyi kazanamazsam diyerek biriktirdiği dersane parasını sniper silah almaya harcadığını annesi bir duysa..İçinden gülümsedi,acaba bir sorun çıkar mı diye düşündü.Ama doğru ya o artık 18 yaşındaydı.İstediğini yapabilirdi.
İçinde nedense bir korku vardı.Dersane birincisi olan A.'nın evinin karşısındaki çatıya çıktı.Kalbi filmlerdeki gibi hızlı atmıyordu.Aksine acaba yaşıyor muyum diyerek kendine çimdik attı.Mermiyi silaha yerleştirdi ve 'BAMM'... İşte yapmıştı. İçinde bir sıcaklık aynı zamanda da bir hüzün vardı,ve hüzün ağır bastırınca gözlerinden yaşlar damladı.Düşündü, eğer aynısını ona bir başkası yapsaydı ne olurdu.Annesini gözlerinin önüne getirdi ve oradan uzaklaştı.
Evet...Bu da bitti diye düşündü.A.'nın ölümünden 1 ay eçmişti ama onu hala kimin öldürdüğü bilinmiyordu.Ve bu da 10.'su dedi,silahını sakladı,yağan kara aldırmadan evine gitti.
Bu da 180.'ci dedi.Artık öyle ağlamalar falan yoktu.İçini ne biraz sıcaklık, ne de biraz da hüzün vardı.Taş gibiydi.Ayrıca kaç aydır dersaneye de gitmemişti.Öyle ya aylardan mayıstı artık.ÖSS'ye ne kalmıştı ki...
Yine odasındaydı,yine elinde o berbat sınav karnesi duruyordu.Ama tek fark,puanının baraj olan 180'in bile altında olmasıydı.Ama nasıl oldu diye düşündü.Halbuki neredeyse herkesi öldürdüm dedi.O anda gözü sniper'ına takıldı.Acaba..?
Ve yine eskisi gibi vücudunu sıcaklık kapladı.Ama bu sefer bildiğiniz sıcaklıklardan değil,yakıcı,kavurucu,ızdırap verici bir sıcaklıktı bu.Etrafına baktı.Etrafını arkadaşları A. ve diğerleri kaplamıştı.Ellerine bir baktı,hepsinde benim silahım var diye düşündü.A. ona yaklaştı:
Birinci soru:Bizi niye öldürdün? dedi.O çok korktu ve bulunduğu yerin cehennem olduğunu unutarak:
Sizi ben öldürmedim,şeytan öldürdü dedi.
A. Bu cevabı beklercesine:
Yanlış, dedi ve demesiyle katilini kafasından vurdu.
Bu kaçıncı bilmiyordu.Etrafındaki heryerden kan fışkırıyordu.Bir başka arkadaşı da aynısını yaptıktan sonra kendisine bir baktı,ama ben bunları böyle düşünmedim ki dedi.
Bu sonuncusu dedi diğer bir arkadaşı.O da katilini kafadan vurduktan sonra baktı.O güçlü katili,'ÖLDÜRÜN BENİ' diye sayıklıyordu.A. öne çıktı ve:
'ALDIN MI 180 SORUNUN CEVABINI' dedi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: +16 Hikayeler   C.tesi 10 Ekim 2009 - 15:16

Bir bebegin gunlugu Dikkat: Hamileler Okumali

--------------------------------------------------------------------------------

5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var
olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.

Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya!
Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve
benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri
seveceğim.

19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil
ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana
geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem
beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.

23 Ekim: Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı.
Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in dokunduğu yerler
dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde
cümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler dökülecek.
Herhalde önce "Anne!" diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle
konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var değilmişim...
Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya... Hem
sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle
değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!

27 Ekim: Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık bir
kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp duracak.
Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi... Annem bedeninde
iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor
musun anne?

2 Kasım: Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da
biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl kucaklayacağım
seni anneciğim. Şu ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli bahçemizde yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.

12 Kasım: Ah evet... Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler. Aman Allah'ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım, annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak için sabırsızlanıyorum.

20 Kasım: Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada olduğumu öğrendi..
Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmış.
Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz kollarının
arasında olacağım...

25 Kasım: Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız olduğumun
farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım..

10 Aralık: Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük burnum,
dudaklarım ve yanağım var... Anneme benziyorum galiba...

13 Aralık: Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama olsun.
Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını
görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm. Dünyada
gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim,
babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız.... Mutlu olacağız.
Gülüşeceğiz..

24 Aralık: Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin kalbinin
seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor musun?
Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı... Hiç duymadığım
bir şey bu... Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım,
yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de
söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka... Beni
koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?

28 Aralık: Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakıyor
böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti... Sustun. Benimle
niye konuşmuyorsun anne? Anne... Anne... Anneciğim... Yüzümde soğuk bir şey hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap... Anne... Kolumu çekiyorlar anne... Canım yanıyor anne... Anne... Ayaklarımı parçalıyor bu şey anne... Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne... Anne kalbimi parçalıyorlar... Anneciğim... Anne... Anne... An... Ah!

Kürtajınız tamamlandı hanımefendi. Geçmiş olsun!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: +16 Hikayeler   C.tesi 10 Ekim 2009 - 15:17

Mezardan gelen ses

--------------------------------------------------------------------------------

Bir aile anne,baba, bir kız ve erkek bunlar evlerinin yanması sonucu ölmüşler ve hepsini aile olarak yanyana gömmüşler fakat her gece yarısı mezarlıktan ilginç sesler geliyormuş bu orada yaşayan birçok kişi tarafından duyulmuş, sonra içlerinden bir tanesi o seslerin nerden geldiğini anlamak için gece yarısı mezarlığa gitmiş yine başlamış sesler sanki kavga sesleri gibiymiş adam seslerin geldiği yöne gitmiş ve sesler o ailenin mezarından geliyormuş.Sonra mezarı kazıp bakmaya karar vermiş halk mezarı açtıklarında çok ilginç bir manzarayla karşılaşmışlar annenin olması gereken yerde kız,erkek çocuğun olması gereken yerde de baba yatıyormuş herkes şaşırmış bunları yine eski yerlerinde koymuşlar ve mezarı kapatmışlar fakat kavga sesleri bitmek bilmiyormuş tekrar açıp bakmışlar yine aynıymış manzara bu kez düzeltmemeye karar vermişler sadece mezar taşlarının yerlerini değiştirmişler o günden sonra bir daha hiç ses gelmemiş.Oradaki halka göre o sesler o ailenin yaptığı yer kavgasının sesleriymiş
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
 
+16 Hikayeler
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BiZi İzlemeye Devam Edin YeNiLiKLeRe HaZiR Olun :: DUYGU SELI :: KORKU +16-
Buraya geçin: