YaReBiRSöZ FoRuM Ve RaDio HeRSeY BiZ De YaRDiMLaRiNİZi BeKLiYoRuZ..
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kanser Türleri

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Kanser Türleri   Paz 13 Eyl. 2009 - 16:59

Akciğer kanseri


Dünyada kanser ölümleri sırasında birinci sırada yer alan akciğer kanseri, önlenebilir kanserler arasında da ilk sırada yer alıyor.Sigara içilmediği takdirde akciğer kanserinin yüzde 90′ından kurtulabiliriz.

Akciger kanserinin belirtileri nelerdir?
Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Karadağ: Akciğer kanserinin ilk belirtisi genel olarak öksürüktür; fakat birden çok belirtisi de vardır. Kanser düşünüldüğü gibi çok kısa sürede ortaya çıkmaz. Aylar, yıllar içerisinde ortaya çıkar. Bu dönem içinde de kanserin tipine, yayılma türüne göre değişik belirtiler vardır. Türk Toraks Derneği diye bir derneğimiz var. Akciğer tanısı konulan hastaların tümünü değerlendirdik. 12 bin civarında hastanın yüzde 78′i öksürük şikayetiyle ilk defa başvurmuş. Bunun dışında balgam çıkarma, göğüs ağrısı, nefes darlığı, kan tükürme, hırıltılı solunum gibi şikayetlerle gelenlerin yanında bir de akciğerle hiç bağlantısı olmayan şikayetler var. Bacak, kol ağrısıyla gelenler var; çünkü akciğerde kanser var ama o bölgeye yayılmış. Çok nadir de olsa, kansere ve metastaz yani yayılmaya da bağlı olmayan ama kanser dokusunun yaptığı değişikliklere bağlı olarak çeşitli belirtiler de ortaya çıkar. Hormon değişiklikleri nedeniyle aynen bir hormon hastası gibi şikayetler görülür. Parmaklarında çomaklaşma, kollarında, bacaklarında yeni kemik oluşumlarıyla karşımıza gelebilirler.
Akciğer kanserinin genetik yapıyla bağlantısı var mıdır?
Prof. Dr. Karadağ: Bir insanın annesi, babası yani birinci derecede akrabası akciğer kanseri olduysa, o kişinin sigara içtiği zaman kanser olma riski ailesinde kanser olmayanlarla karşılaştırıldığı zaman üç buçuk kat daha fazladır. Akciğer kanseri sigara içen kişilerde kaçınılmaz bir sondur.
Hastalıkta erken tanı koyma şansı var mıdır?
Prof. Dr. Karadağ: Sigara içen hastaların tümü herhangi bir nedenle özellikle solunum yolu şikayetiyle öksürük, balgam, kan tükürme gibi şikayetlerle geldiğinde bu kişi aksi ispat edilene kadar akciğer kanseri olarak kabul edilirse erken tanı koyma şansı çoktur. Tanı aşamasında neler yapılır?
Prof. Dr. Karadağ: Akciğer kanserinin kesin tanısı kanser hücresinin gösterilmesiyle olur. Bunun en basit şekli balgam sitolojisidir. Balgamı muayene ettiğimiz zaman tümör hücresi varsa bu balgam akciğerlerden geldiği için akciğerde bir tümör olduğuna hükme dilir. Ama kesin tanı bronkoskopi ile yapılır. Bronşların görülmesine yarayan ışıklı bir aletlir. Bir kişi öksürüyor ve öksürük nederıi bulunanuyorsa, bu öksürük 3 aydan fazladır devam ediyorsa, o zaman bronkoskopi dediğimiz akciğer kanserinin tanısını koyduğumuz yöntemin mutlaka uygulanması gerekir. çünkü akciğer kanserinde bildiğimiz iki özellik vardır: Birincisi en öldürücü kanser olması. Dünyada kanser ölümleri sırasında birinci sırada akciğer kanseri vardır. Bir başka özelliği ise önlenebilir kanserler arasında da birinci sırada olmasıdır.
KADINLARDA DAHA AZ GÖRÜLÜYOR
Hastalıgın aşamaları nelerdir?
Acıbadem Bakırköy ve Kozyatağı Hastaneleri Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Aziz Yazar: Diğer kanser türlerinde olduğu gibi, akciğer kanseri aşamaları evre 1′ den, evre 4′ e kadardır. Evre 1, en erken olduğu dönem. Evre 2 bir ileri dönem. Bu iki evrede de tümör sadece akciğer dokusunda vardır, lenf bezlerine henüz sıçramamışlır. Burada tedavi cerrahidir. Evre 3′te kanser genellikle lenf bezlerine sıçramışlır. Burada lenf bezlerinin yerleşim yerine ve sayısına göre burada da cerrahi operasyon yapılabilir ama genellikle tedavi kemoterapi ve radyoterapi ile yapılmaktadır. Evre 4′te uzak sıçramanın olduğu kanser dönemidir. Tedavi sadece kemoterapidir. Bazen radyoterapi de devreye girer.
Cinsiyetler arasında bir farklılaşma var mı?
Doç. Dr. Yazar: Oran olarak kadınlarda daha az görülüyor. Bunun nederıi de kadınların daha az sigara içmesi ama son zamanlarda kadınlarda sigara içiminin artmasına paralelolarak bu oran giderek artmaktadır.
Acıbadem’de ne tür tedavi yöntemleri kullanılıyor?
Doç. Dr. Yazar: Akciğer kanserinde uygulanan her türlü tedavi hastanemizde uygulanmaktadır. Erken evrelerde cerrahi, daha ile¬ri evrelerde kemoterapi ve radyoterapi en iyi kanser merkezleri standartlarında verilmektedir. Kemoterapide en son gelişmeler takip edilmekte ve hastanemizde bu tedaviler uygulanmaktadır. Gerektiği durumlarda kemoterapi ve radyoterapi beraber verilmektedir. Tedavi bitiminde hastalığın takibi için gerekli olan her türlü görüntülerne tekniği hastanemiz bünyesinde bulunmaktadır. Bir çok insanın kafasında Çin’ de uygulanan ve bu kansere neden olan P53 gerıiyle ilgili tedaviler soru işaretine neden oluyor. Bununla ilgili bizim ve dünyanın genel fikrirıi söyleyecek olursak, bu genle
ilgili tedavilerin olumlu sonuç verdiğine dair bilimsel bir veri yok henüz. Aslında bu tedavi daha önce denenmiş ve sonuç alınmamış bir tedavi şeklidir. Çinliler bu konuyu yeniden ele aldı.
CERRAHİ MÜDAHALE ÖMRÜ UZATIYOR
Akciger kanseri tedavisindeki cerrahi yöntemler nelerdir? Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Teo¬man Ekim: Akciğer kanseri, histopatolojik (hücre tipi) tipi belirlendikten soma, cerrahi ve / veya kemoterapi ve radyoterapi uygula¬nır. Akciğer kanseri iki ana gruba ayrılır: Küçük hücreli akciğer kanserleri ve küçük hücreli dışı akciğer kanserleri. Şu an küçük hücreli akciğer kanserlerirıi, erken evrede (evre 1) ameliyat edebiliyoruz. İleri evrede kemoterapi uygulanmaktadır. Cerrahi de iyi sonuç alınan ise küçük hücreli dışı olan gruptur. Bu grup da kendi içinde alt gruplara ayrılmakta ve uygun vakalarda cerrahi yöntemler yüz güldürmektedir.
Cerrahi müdahale vücudun hangi tarafından uygulanıyor?
üp. Dr. Ekim: Göğsün arka yan tarafından, iki kaburga arasından kemik kesilmeden, göğüs boşluğuna giriliyor, soma da akciğere ulaşılıyor. Sağ akciğer üç parçadan, sol akciğer iki parçadan oluşmaktadır. Bu parçalara lob diyoruz. Akciğer kanseri ameliyatları en az bir lob veya bir taraf akciğerin tamamı çıkartılarak yapılır. Akciğer kanseri ameliyatlarının başarılı olabilmesi için göğüs içindeki (mediastinal)lenf bezlerinin de tamamen alınması gerekmektedir.
Tümör alındıktan sonra hasta kesinlikle bu hastalıktan kurtuluyor mu?
üp. Dr. Teornan Ekim: Yalnızca tümörün çıkartılmasının tedavide yeri yoktur. O yüzden mutlaka lobun ya da akciğerin bir tarafının çıkartılması gerekiyor. Günümüzde artık sadece bu da yeterli değil aynı zamanda lenf bezleri de çıkarlılmalıdır. Arlık lenf bezlerinin alınmadığı ameliyatlar başarılı ameliyat olarak kabul edilmiyor. Başarılı bir ameliyattan soma hastalığın evresine göre hastanın sağ kalım süresi değişmektedir.
Hastalar cerrahi müdahaleden sonra tamamen iyileşme ihtimali ne kadardır?
Op. Dr. Teornan Ekim: Daha henüz tam iyileşmeden bahsedemiyoruz. Şu an akciğer kanseri tedavisinde 2,3 ya da 5 yıllık yaşam beklentilerinden bahsedebiliyoruz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: Kanser Türleri   Paz 13 Eyl. 2009 - 17:00

Sara nedir ? Nasıl bir hastalıktır?
Beyindeki sinir hücreleri nöbetine sara denir. Tıp dilinde adı EPİLEPSİ dir.Sara nöbeti beyindeki sinir hücrelerinin, yani nöronların ani, kısa süreli ve aşırı bir boşalımı sonucu ortaya çıkar. Sara nöbetinin tipi anormal boşalımın başladığı ve yayıldığı bölgelere göre değişiklik gösterir. Klinik özellikleri aynı olan Sara nöbeti; tümör, damar yapısı bozuklukları ve enfeksiyon gibi birbirinden farklı patolojik süreçlere bağlı olabilir. Metabolitik bozukluklar, örneğin, kan şekeri, üre veya kandaki tuzların dengesizlikleri ve bazı ilaçlar eğilimli bir yapıda Sara nöbeti oluşturabilir. Bazen de belli bir neden bulunmaksızın nöbetler tekrarlar. Bu nedenle Sara kendi başına bir hastalık değil çeşitli hastalıklara bağlı olarak gelişen bir semptomdur.

Sara nöbetleri, aralıklı gelen, ani başlayan, kısa süren ve tekrarlayan ataklar şeklinde olduğundan, tanıya birçok kez hasta ve çevresinin tanımladığı bilgi ve belirtilerle gidilir. Yani, Sarade klinik tanı genellikle anamneze, yani doktora aktarılan bilgiye dayanır. Sara nöbetler belli bir beyin kabuğu bölgesinden kaynaklanan parsiyel nöbetler ve başlangıçtan itibaren tüm bölgelerde başlayan jeneralize nöbetler olarak iki önemli grupta incelenirler.
Bir diğer önemli nokta ise idyopatik. Yani nedeni belirlenemeyen ve semptomatik, yani belli bir beyin hastalığına bağlı olarak gelişen nöbetlerin ayırt edilmesidir. İdyopatik sendromlara başka bir nörolojik bozukluk eşlik etmez. Hastada gelişme basamakları normal ilerler, altta gösterilebilen herhangi bir patolojik süreç yoktur. Ailesel özellik genellikle dikkat çeker, nöbetler görece daha seyrek ve tedaviye yanıt daha iyidir. EEG interiktal dönemde normal temel aktivite gösterir.

Buna karşın semptomatik Sara hastalarında altta yatan bir beyin hastalığı ve buna bağlı nörolojik bozukluklar, EEG’de temel aktivitede yavaşlama saptanır. Tedaviye cevap değişkendir ve spontan sonlanma (remisyon) olasılığı düşüktür. Kriptojenik Sara, sebebi gizli kalan ancak edinsel bir nedeni olması gerektiği düşünülen Sara tipleri için kullanılan bir terimdir.

Hastayı doktora getiren nöbet geçirmesidir. Benzer sara nöbet tipleri hem idyopatik, hem de semptomatik saralı hastalarda görülebilir. Ana soru prognoz, tek bir nöbetin tekrarlama olasılığı, tedavinin gerekliliği, tedavinin sonlandırılması veya bu durumun gelecek kuşaklara geçme şansı gibi akla gelebilecek tüm sorular ise ortada görülen Sara nöbetin altında yatan nedensel faktörle ilişkilidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: Kanser Türleri   Paz 13 Eyl. 2009 - 17:00

Papilla ödemi :

Yüksek tansiyonu olan veya beyin tümörü olan kişilerde görülebilen optik papilla ödemi gözdeki optik diskin şişmesi anlamına gelir.
Optik papilla ödemi diğer bir adıyla papil ödem (göz dibi ödemi diye de bilinir), görme algısında rol oynayan bütün sinir liflerinin bir araya gelip,
beyindeki görme merkezine ulaşmak için gözden çıktıkları yer olan optik disklerdeki sıvı birikimi anlamına gelir.

Söz konusu durum bir hastalık değil, bir bulgudur ve bedendeki kan damarları ile dolaşımın göstergelerinden biridir.
Ödem, yüksek tansiyonunun varlığını ve yüksek tansiyonun damarları ve dolaşımı etkilediğini gösterir.
Nedenlerdeki faktörler tedaviyle ortadan kalktığında, ödem de yok olur.

papilla ödemi nedenleri :
Optik papilla ödeminin en yaygın nedeni beyindeki birincil ya da ikincil tümörlerdir (Yani, beyin dokusunun tümörü ya da başka organlardan beyne yayılmış olan metastazlar).
Öteki olası nedenler yüksek ise tansiyon, beyin içindeki kanamaya bağlı kafa içi basıncı artması, göz çukurundaki tümörler ve ağtabaka toplardamarında pıhtı oluşumudur.
Ağtabaka toplardamarı, kafadaki en büyük toplardamarlardandır.

papilla ödemi belirtileri :
Optik papilla ödemi, genellikle göz dibinin oftalmoskop (Ağtabaka ve üzerindeki yapıların görülmesini sağlar) ile muayenesi sırasında ortaya çıkar.
Başlangıç döneminde, şişme hafif olduğundan diskin kenarları net biçimde görülemez, onun yerine hafif bulanık bir görünüm izlenir.
Ayrıca kıvrılıp genişlemiş toplardamarlar, kanama alanları ve şişme nedeniyle gölgeli alanlar görülebilir. Ciddi vakalarda görmede bulanıklaşma olur.
Tehlikesi, ödeme yol açan nedenin tedavisiz bırakılması durumunda ilerleyen görme kaybına neden olmasıdır.

Papilla ödemi tedavisi :
Optik papilla ödemi tek başına bir hastalık değildir, yani başka hastalıklar ile baş gösteren bir bulgudur.
Bu nedenle optik papilla ödeminin kendisi tedavi edilmez.
Ancak bu belirtiye yol açan hastalık tedavi edildiğinde ödem de geçer.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: Kanser Türleri   Paz 13 Eyl. 2009 - 17:00

Beyin tümörü belirtileri – Beyin Tümörleri ve belirtileri nelerdir:

1- Başağrısı

2- Kusma (Fışkırır tarzda)

3- Sara tarzında bayılma nöbetleri

4- İlerlemiş dönemlerde (Beyinde yerleştiği yere göre) vucudun bazı bölgelerinde felç belirtileri

5- Kişilik bozuklukları, bazı yeteneklerde (hesap yapma yazı yazma gibi) bozulma

Betin tümörlerini ana hatları ile ikiye ayırmak mümkündür.

Yukarıdaki belirtiler görüldüğünde kafa içi basıncın artmasından şüphelenilir.Kesin teşhis için kafa içini ve beyini görüntülemek amacıyla beyin tomografisi veya MRG çekilir.

1- İyi huylu beyin tümörleri: Yavaş üreme hızına sahiptirler. Ayrıca beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilirler ve tümü veya tümüne yakın kısmı çıkarılabilir. Bu nedenle ameliyat sonrası sonuçları çok iyidir. Ancak, tümör iyi huylu olsa dahi, beyinde hayati önem taşıyan, hassas bölgelere yerleşmiş se sonuçlar maalesef yüz güldürücü olmaz.

2- Kötü huylu beyin tümörleri: Çok hızlı ürerler. Çamur kıvamındadırlar. Bu nedenle ameliyatla tamamen alınamazlar. Ameliyat sonrası belli bir zaman süresi içinde tekrar büyüyerek beyine baskı yapmaya devam ederler. Kötü huylu tümörleri de üreme hızlarına göre sınıflara ayırmak mümkündür. Ameliyattan sonra 5-6 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi 5-6 ayda yenilenerek hastanın ölümüne neden olan tümörlerde vardır.

Beyin tümörü tedavisi

Beyin tümörlerinin tedavisi cerrahidir. İster iyi huylu, ister kötü huylu olsun, tüm tümörler cerrahi olarak tedavi edilirler. Ancak bazı durumlarda cerrahi uygulamak mümkün olmayabilir. Şayet tümör beynin çok hassas olan bazı hayati bölgelerine yerleşmişse bu bölgelere dokunmak hayati tehlike yarattığından tümör yerinde bırakılabilir. Bu durumda sadece ışın tedavisi ve ilaç tedavisi (kemoterapi) uygulaması yapılabilir.

Vücudun diğer bölümlerinde oluşan tümörler beyine yayılabilir. Buna metastaz denilmektedir. Özellikle akciğer kanserleri beyine yayılabilirler ve kötü huylu tümörlerdendir. Cerrahi müdahale yapılsa bile sonuçlar yüz güldürücü değildir. Hatta bazı vakalarda bir kaç tane odak halinde yayılma varsa cerrahi bile uygulanmayabilir. Hasta kemoterapi ve ışın tedavisine alınır.

Beyin tümörü nedir

Kafa boşluğunda beynin çeşitli bölümlerinde gelişen urlara beyin tümörleri denir. Kafa içinde basınç artmasına ve beyin ödemine bağlı olarak baş ağrıları, baş dönmesi (vertigo), kusma, konvülsiyon gibi genel belirtilerle kendini belli eder.
Beyin tümörleri kafatası içerisinde büyüyerek beyin üzerine baskı yaparlar. Bulundukları bölgeye ve baskı altında tuttukları beyin alanına göre belirtiler verirler. Ancak kafa içinde yer kaplayan bütün vakalarda olduğu gibi öncelikle kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtileri gösterirler

Beynin ön kısmında yani frontallobda oluşan urlarda ruhsal bozuklukların ve kişilik değişikliklerinin görülmesi karakteristiktir. Önceleri durgunluk, unutkanlık, sonra aşırı sinirlilik ve psişik bozukluklar meydana gelir. Bazı tümörler beyin zarında lokal iritasyona bağlı olarak Jackson tipi epilepsiye neden olabilirler.

Tümörün tuttuğu beyin merkezlerine göre, parietal bölgedekiler konuşma bozuklukları (afazi), oksipital bölgedeki tümörler hemianopsi şeklinde görme bozuklukları, koku, işitme ve görme halüsinasyonları, ufak veya büyük görme (mikroskopi veya makroskopi) gibi belirtiler meydana getirirler.

Baş dönmesi kulak çınlaması ve ilerleyici işitme kaybı ile beraber oluşan Menier sendromu beyin tümörlerinin tipik bir lokalizasyonu sonucu meydana gelir.

Beyin dokusundan çıkan urlara gliom denir, erken belirti verirler. Beyin zarlarından oluşan urlar yani meningiomlar beyne basınç yaparak, kendilerini gösterirler, beyin dokusuna yayılmazlar. Sinirlerden kaynaklanan urlar ise nörinom adını alırlar. Ayrıca beyin damarlarının urlaşması ile meydana gelen hemangiomlar veya çeşitli dokulardan oluşan mikst urlar da vardır. Bazı hastalıkların neden olduğu sifiloma, tüberkiloma ve aktinomikoma gibi urlar da kafa içinde görülen diğer urlardır.

Bütün bu beyin tümörlerinin müşterek belirtileri kafa içi basıncının artmasına bağlı olarak baş ağrısı şeklinde başlar. Birden başlayan ağrı bazen birkaç dakika, bazen 1-2 saat sürüp geçer. Öksürük, ıkıntı, bağırma, baş hareketleri gibi nedenlerle başlayan ağrılarda vardır. Bulantısız kusmalar, nabız yavaşlaması, görme bozuklukları, ruhsal değişmeler bulunabilir.

Tümörlerin motor alanları tutması halinde bazı reflekslerin kaybolması, bazı reflekslerin arması şeklinde görülür, hatta felçler meydana gelebilir. Hipofizin eozinofil hücrelerinden çıkan adenom şeklinde urlar gençlerde jigantizm denen devliğe, yetişkinlerde akromegali sendromuna yol açarlar. Bazofil hücrelerin adenomu Cushing hastalığına yani tansiyon yüksekliği, şişmanlık, kıllanma gibi belirtilere sebep olur. Hipofizin kromofob hücrelerinin adenomu ise hipopituitarizm sendromu yaparlar. Fröchlich sendromu da denen bu hastalık erkeklerde seksüel isteksizlik ve sekonder seks karakterlerinde gerilme ve kılların dökülmesi gibi belirtiler meydana getirir.

Ayrıca başka organlarda meydana gelen habis urların, örneğin akciğer, meme, deri, bağırsak ve böbrek kanserlerinin (Hipernefrom) metastazları da beyinde yerleşir. Beyin tümörlerinin bazıları beyin cerrahları tarafından ameliyatla tedavi edilebilmekte, bazılarına ise ancak sitostatik ilaçlar (BCNU,CCNU), kortikosteroidler veya radyasyon tedavisi uygulanabilmektedir.

Beyin urları kan muayenesi, beyin-omurilik sıvısının muayenesi, göz dibi muayenesi ve röntgen muayenesi gibi yardımcı muayene yöntemleriyle ve sinir hastalıkları uzmanı doktorların nörolojik muayenesiyle teşhis edilirler. Bazı hastaların göz dibi muayenelinde papilla ödemi vardır. Ayrıca serebral arteriografi (anjiografi), elektroansefalografi yani beyin elektrosu, radiozizotop tetkikler (sintigrafi), ultrason, ventrikülografi, tomografi, termografi gibi daha özel muayene ve teşhis metotları kullanılmaktadır.

Beyin tümörü ameliyatı sonrası riskler

İşitme hassası bir tümör nedeni ile kaybolmuşsa, ameliyattan sonra hasta yeniden duyabilir mi?
İşitme hassasını ortadan kaldıran bir tümör genellikle işitme sinirinden gelmektedir ve tümörün çıkarılmasıyla duyma hassası geriye gelmeyecektir.

Konuşma hassasını kaybeden bir hastaya beyin tümörü çıkarıldıktan sonra yeniden konuşması öğretilebilinecek midir?
Evet. Bu çok vakalarda mümkün olmaktadır. Fakat olağanüstü güç ve eğitim gerekecektir.

Beyin tümörünün çıkarılmasından sonra bir hasta kol ve bacaklarını yeniden kullanabilir mi?
Birçok vakada evet. Ancak tam anlamıyla bir iyileşme her zaman meydana gelmez.

Bir beyin ameliyatından sonra bir hastanın düşünüş durumu ve zekası genellikle zedelenmiş olarak mı kalacaktır?
Genellikle hayır. Hastanın akli tepkisi özellikle beyin tümörünün cinsi ve bulunduğu yere bağlıdır.

Bir beyin tömürünün çıkarılması izpazmozlara bir son verir mi?
İzpazmozların tekerrür etme sayısı ve süresi azalabilir. Fakat bunlar her olayda tamamen ortadan kalkmamaktadır. Bundan dolayı ameliyattan sonra da izpazmozlara karşı kullanılan ilaçların verilmesine devam etmelidir. Ameliyat öncesi ihtilaç halleri görülmemişse bile bir korunma tedbiri olarak ameliyat sonrası izpazmozu kontrol eden ilaçların verilmesi tavsiye edilmektedir.

Beyin tümörü ameliyatı videosu
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
C¤ PaTRoN C¤
C¤ PaTRoN C¤
C¤  PaTRoN  C¤
avatar

Mesaj Sayısı : 319
Kayıt tarihi : 05/09/09
Yaş : 29
Nerden : CORUM

MesajKonu: Geri: Kanser Türleri   Paz 13 Eyl. 2009 - 17:01

Deri kanseri çok rastlanan bir hastalıktır. Üç ana türü bulunur:
• genelde kemirici ülser olarak bilinen bazal hücreli karsinom;
• yassı hücreli karsinom ve;
• kötü huylu tümör.
Neyse ki en yaygın tür en az tehlikelidir, en tehlikeli tür olan kötü huylu tümör ise en az yaygın olan türdür. Çocuklarda deri kanserine oldukça ender rastlanır ancak insanlar yaşlandıkça daha yaygın hale gelir. Tüm deri kanseri türlerinin ana nedeni güneş ışığı olduğundan deri kanseri sayısı da yaş ile birlikte artış gösterir. Güneş ışığı ultraviyole ışınları (UV) içerir ve özellikle bebek ve genç kişilerin cildine zarar veren şey bu ışınlardır. Deri kanseri sayısı ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Beyaz ırk nüfusu yoğun olan tropik ülkelerde rakamlar güneş ışığı miktarı ile orantılıdır. Avustralya, Güney Afrika ve Güney Amerika eyaletlerinin tümünde beyaz nüfusunda deri kanseri görülme oranı epeyce yüksektir. Siyah derili insanlar (örneğin
Afrika veya Karayip kökenli insanlar) derilerinin rengi sayesinde beyazlara oranla daha iyi
korunurlar.
Semptomlar
Kemirici ülser (bazal hücreli karsinom) tüm kanser türleri arasında en yaygın ve en az tehlikeli olanıdır. Çoğunlukla güneşe maruz kalan bölgeleri ve özellikle de burun ve göz çevresindeki deriyi etkiler.
Ortasında bir çukur bulunan yavaş büyüyen yüksek uçlu bir şişliktir. Şişlik yüzeyinin hemen altındaki küçük kan damarları görülebilir. Vücudun diğer kısımlarına yayılmasına seyrek rastlanmakla birlikte, ihmal edildiği takdirde yayılabilir. O zaman da dokuların altını kazıyarak çok sayıda dokuya zarar verebilir (bu yüzden kemirici ülser denmektedir). Yassı hücreli karsinom da güneş ışığına maruz kalmayla alakalı olan bir deri kanseridir. Çoğunlukla dudak, kulak veya elin arka kısmında küçük, sert ve ağrısız şişlik şeklinde başlar.
Oldukça hızlı bir şekilde büyür ve çoğunlukla merkezde bir çukur oluşturacak şekilde çöker.
Buna ülser oluşumu denir. Lenf bezlerine ve buradan da vücudun çeşitli kısımlarına yayılabilir. Dudağınızda buna benzer birşey çıktığında kanserden şüphelenmelisiniz. Nedenler
Deri kanserinin nedeni güneş ışığına aşırı derecede maruz kalmaktır.

Teşhis
Hem kemirici ülser hem de yassı hücreli karsinom teşhisi genellikle tümör (şişlik) tamamen temizlendikten sonra mikroskop ile muayene edilerek yapılır.

Tedavi
Kemirici ülser doğrudan ameliyat ile çıkarma, radyasyon veya dondurma yöntemleriyle tedavi edilebilir. Önerilen yöntem sizi muayene eden kişinin cerrah yada dermatolog oluşuna göre değişebilir. Tüm yöntemler eşit derecede etkilidir.
Yassı hücreli karsinom ameliyat ile deriden mümkün olduğunca erken çıkarılmalıdır. Kemirici ülserin aksine bu tümör vücudun öteki kısımlarına yayılıp ölüme neden olabilir.
Hastalığın Önlenmesi
Deri kanserinden korunmanın en iyi yolu aşırı güneş ışığından korunmaktır:

• Koruyucu önlem almak için cildiniz rahatsız olana kadar beklemeyin. En iyi korunma şekli savunmadır. Cildiniz bir kez yandığında zarar meydana gelmiş olur, bu nedenle üzerinize yapışmayan bol giysilerle örtünün.
• Bacak ve kollarınızı örtülü tutun. Sık dokunmuş kumaşlar güneşe karşı en iyi korumayı sağlar.
• Güneşin ışınlarının en etkili olduğu saat 11.00 ile 15.00 arasında doğrudan güneş ışığından kaçının. Bu saatler arasında dışarı çıktığınızda giysi, şapka ve güneş gözlüğü ile korunun ve bolca güneş koruma losyonu kullanın.
• Daima en az 15 SPF’li (güneş koruma faktörü) güneş koruma losyonu kullanın. Çok açık tenli kişilerin ve çocukların 40 güneş koruma faktörlü losyonlar kullanması gerekebilir.
• Cilt 18 yaşından önce güneşten çok zarar görür.

• Tüm vücudunuzun güneş koruma losyonu ile kaplı olmasını sağlayın. Yüz, eller, ayaklar ve boyun da dahildir. Vücudunuzun en korunmasız kısımları genelde güneş ışığı görmeyen yerlerdir.
• Güneşte dışarı çıkmadan en az 30 dakika önce güneş losyonu sürün. Ter ve havluya sürtünmeden ötürü silineceğinden, güneş losyonunu her iki saatte bir yeniden sürün Losyonunuz suya dayanıklı cinsten olsa bile denizden çıktıktan hemen sonra yeniden sürün.
• Denize girerken suya dayanıklı güneş koruması kullanın. UVA ve UVB ışınları suda bir metre veya daha fazla derinliğe kadar nüfuz edebilir.

• Sis ve bulutlar cildinizi ultraviyole ışınlarından korumaz. Bulutlu günlerde bile giysiler ile korunun ve SPF 15 güneş losyonu kullanın. Güneşli havalarda daima UVA ve UVB filtreli güneş gözlüğü ve şapka kullanın. Ultraviyole ışınları gözünüzün retina tabakasına zarar verir ve katarakta neden olur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://devranim.benimforum.org
 
Kanser Türleri
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» WwW.TrPivot.CoM // Pivot Hakkında Herşey Bu Sitede

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BiZi İzlemeye Devam Edin YeNiLiKLeRe HaZiR Olun :: SAGLIKLA ILGILI BILGILER :: HASTALIK SEKILLERI VE KORUNMA YONTEMLERI-
Buraya geçin: